Artık Yeter Noktası

150 150 Fatih Portakal

Soruyorum sana:

Bu ülkede “artık yeter” noktası neresi?

Bunun bir tepe noktası var mı? Varsa nerede bitiyor?
Yoksa..
Ucu açık mı?

Çünkü ben bir sınır olduğunu artık düşünmüyorum.

Sabah…
Daha gözümü tam açmadan telefona bakıyorum, “Ne olmuş?” diye.

Bir haber.
Ayrıntıları okuyup anlamaya çalışırken…
Başka bir olay.
Sonra diğer haberler…
Akşama kadar yorgun düşen bir zihin.
Karamsarlık.
Hatta kendini sürekli gergin, huzursuz ve mutsuz hissetme halleri.

İşin kötü tarafı, bu döngü kesintisiz bir şekilde her gün devam ediyor.
Başlıyor.
Arada mola olmadan bitiyor.
Sonra yenisi başlıyor.

Yaşanan farklı aksiyonlar insanın aklına ister istemez şunu getiriyor:

Sen veya ben, “Yok artık! Bu kadar olmaz!” dedikçe, sanki birileri, “Daha olacak o kadar şey var ki!” deyip hiç boşluk bırakmıyor.

Bu ülkede insana ya “Daha neler?” ya “Yok artık!” dedirten şeylere fazlasıyla tanıklık ediyorum.
Bilemediğim tek şey ne zaman gerçekleşecekleri.

Gelecekle ilgili yaşanabilecek çok örnek yazabilirim.
Ama…
Hiç gerek yok.
Felaket tellallığı yapmak istemiyorum.

Sözlüğümdeki tüm şaşkınlık ifadeleri tükendi, tekrara dönüyorum. Kenarda kalmış, unuttuğum sözcükler bulsam, inan, onların ömrü de birkaç gün sürer.

Dostlarla buluşuyorum, konu ülke meseleleri. Sokakta tanıdığa rastlıyorum, konu önce Fenerbahçe sonra ülke. Evde yine ülke…
Konuşmalar genelde şuna evriliyor:

“Aslında çok güzel bir ülkemiz var…”

Gerçekten var.

İyi de çok güzel olan bu ülkenin bir sakini olarak, neden her sabah kötü bir şeylere uyanmak zorunda bırakılıyorum? “O olmuş bu olmuş, o kaçmış bu yakalanmış” haberlerini okumaktan usandım.

Biraz huzurlu olmak, sakin nefes almak benim de senin de hakkımız değil mi?

Yönetenler bence “artık yeter” denilen noktayı göremiyor.
Çünkü ipin ucu kaçtı.
Dahası, önceliklerinin ülkeyi iyi yönetmekten çok, çeyrek asır içinde elleriyle büyüttükleri gücü kaybetmemek olduğuna inanıyorum.

Ekranda konuştuklarında…
Sosyal medya paylaşımlarında çizilen tabloya bakarsan çok sorun yok.
Varsa da farkında olduklarını ifade ediyorlar.
Sabır ve sükûnet gösterilmesini rica ediyorlar.
Fakat…
Sokağın sesinin anlatılan o tabloyla alakası yok.

Meselenin omurgasına gelecek olursam…

Güzelliğinde hemfikir olduğum ülkemin sorunu, iyi yönetilmemek.

Merak ediyorum:

Bu topraklarda kim mutlu? Hangi kesim gelecekten umutlu?
Bazen zihnim şöyle diyor:

“Türkiye’de hem mutlu hem de umutlu olabilenler, galiba olan bitenden habersiz yaşayanlar.”

“Öyleyse” diyorum, onlar bilmedikleri için benim gibi şaşırmıyorlardır da…

Tabii ki içimdeki şaşırma duygusunu kaybetmek istemiyorum.
Yalnızca bir gün “Artık yeter!” demeyi azaltmak istiyorum.
Bu da kesinlikle kötülüklere alıştığım için olmamalı.
Bu ifadeyi söylememe gerek kalmadığı için olmalı.

O günlere ulaşmak dileğiyle…

29 Eylül 2026

 

 

 

  • 9

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak