“Sert Adam” Derken…

150 150 Fatih Portakal

“Erdoğan benim dostum. Sert bir adam, ama onu seviyorum.”

Sözün sahibi ABD Başkanı Trump.
New York’ta, Orta Doğu ülkelerinin liderleriyle yaptığı yuvarlak masa toplantısında bunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da oradaydı.

Erdoğan’ın yüz ifadesine ve beden diline baktım.
İltifat hoşuna gitmişti.
Sevilmekten ve “sert bir dost ” diye anılmaktan memnun görünüyordu.

Tabii, ABD’nin bugünkü sıra dışı hatta zaman zaman dengesiz denebilecek lideriyle bir araya gelmek her lider için önemli.
Hele ki konuşabilmek.
Bir de aynı kare içinde birlikte yer almak.
Hatta ağzından iltifatlar duymak…

Her lidere nasip olmuyor.

BM Genel Kurulu için bir araya gelen dünya liderleri bu jestlerin ne anlama geldiğini kanımca çok iyi biliyor.

Trump’ın sözlerinde “ancak” dediğim iki kelime var.
İtiraz değil.
Yalnızca ne anlama geldikleri benim için pek açık olamayan ifadeler…

Önce şu “dostum” hitabı.

Ne kadar samimi buluyorsun?
Çünkü “dost” dedin mi, ben şunları anlarım:
Sırdaşındır.
Çıkarsız ilişki kurandır.
Şantaj yapmayandır.
Hakaret etmeyendir.
Pazarlıksızdır.
Sözünün ardında hesap aranmayandır

Sırası gelmişken bir soru sorsam:

Erdoğan’la Trump’ın
ilişkisine bakınca bir dostluk bağı görebiliyor musun?

Ben görmüyorum.

Gördüğüm ilişki şekli şöyle:

İki liderin Orta Doğu’da birbirine ihtiyacı var.
İkisi de farkında; pazarlığa dayalı, menfaatlerin karşlılıklı korunduğu bir bağ.
“Simbiyotik bir yakınlık” diyebilirim.

O yüzden bu ikisinin dostluk nitelendirmesi, senin benim bildiğimiz dostlukla aynı kefeye konulamaz.

Diplomaside eğer “dostum” deniyorsa, aynı masada olmanın, tokalaşmanın, fotoğraf çektirmenin yeterli olduğunu düşünüyorum.

Şu ifadeye ise fazlasıyla takıldım:

“Sert bir adam.”

İyi de kime karşı, hangi konuda nerede ve nasıl bir sertlik?
Farkındaysanız ABD Başkanı, Erdoğan için bu nitelendirmeyi çok sık kullanıyor.
Ama…
Net olmayan, kapalı bir ifade…

Mesela…

Kendisine karşı sertlik gösteren bir Erdoğan’dan mı söz ediyor?

Bence değil…
Böyle bir sertliğe şimdiye kadar tanıklık etmedim.
Bahsettiğim isim Trump!
Ona karşı açıkca itiraz ortaya koyabilmek…
Hele sertleşmek çok liderin göze alabileceği risk de değil.

Ekonomiyi batırır alimallah!

Belki Tayyip Bey’in bölgesel ilişkilerdeki yönetme anlayışını kastediyor olabilir.
Söylem tarzı.
Pazarlık şekli gibi..

Bu adamın, kafasının içini açıp düşüncelerini okuyacak hâlim yok.

Ama…

“Sert adam” ifadesinin benim ülkemde bir karşılığı var.
Acaba kastedilen bu olabilir mi?

Bilmiyorum.

Bu ülkede yaşayan bir yurttaş olarak benim neyi anladığım açık.
Recep Tayyip Erdoğan zaman zaman sertleşebilen bir siyasetçi.

Özellikle kendisi gibi değerlendirilmiyorsa…
Yapılan çok şeylere itiraz ediliyorsa…
Onların istediği gibi yaşanmıyorsa…

Sert kararlar alabiliyor.

Bu sertliği yeri geldiğinde kullanılan dilde, tahammülsüzlükte, insanları sindirmeye yönelik yönetim anlayışında hissedebiliyorum.

Peki, sert adam olarak anılmak Erdoğan’a ne hissettiriyor?
Övgü mü?
Yergi mi?
Veya…
Temkinli bir mutluluk hissi mi yaşıyor?

Gerçekten bunu öğrenmeyi çok isterdim.

Meselenin omurgasına gelecek olursam…

Bir devlet başkanı için ülkeyi yönetirken asıl değerli olan:

İnsanların karşısında ne kadar sert durabildiği mi?
Yoksa…
Ne kadar yakınlaşabildiği mi?

Ne diyorsun?

Hoşgörü, çok seslilik ve sosyal çoğulculuğu tesis etmek lideri güçsüz mü gösterir?

Benim inancıma göre tam tersi.

İnsanlarla samimi ilişkiler kurulur.
Toplumda gerginlik geriler, huzur artar.
Ulaşılabilir olur.
Bizden biri gibi görünür.

Trump, “Onu seviyorum” diyor.

Tabii ki sevebilir.

Benim merakım ise:

Erdoğan’la aynı fikirde olmayan bir yurttaş, karşısına geçtiğinde sözünü korkmadan söyleyebilir mi?

İşte benim için bir liderin gücü ve sevmek duygusu duyacağım o cevapta saklı.

23 Eylül 2026

  • 6

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak