Başlıkta sorduğum sorunun cevabını merak ediyorum.
Şimdiden geleceğin sonucunu bilmem mümkün değil.
Ancak…
Soruya epey bir kafa yordum.
AK Parti, doğru ifadeyle Erdoğan’ın AK Parti’si.
Ülkeyi çeyrek asırdır bu isim ve bu parti yönetiyor.
Ortaya çıkan tabloya baktığımda, bugün hâlâ toplumu sarsan olaylar yaşıyoruz.
Yaralar bir türlü iyileşmiyor.
Yıllar içinde de çok şeyler yaşandı.
“Hesabı sandıkta sorulur” denilen nice olayın ardından, beklenen değişim gerçekleşmedi.
Erdoğan hep seçildi.
Düşünsene…
Terör saldırılarında masum insanlar öldü.
Maden facialarında yüzlerce insan toprak altında can verdi.
Yurt dışındaki tek toprak parçası yine bu iktidar zamanında kaybedildi.
İnsanlar tutuklandı.
Yıllarca cezaevinde güneşi, ayı, yıldızları göremeden nefes alıp verdiler.
Kimileri hücrelerde hayatını kaybetti.
Sonra kumpas olduğu ortaya çıktı.
“Çözüm süreci” dendi faturayı millet ödedi.
Gezi yaşandı.
İnsanlar katledildi.
Darbe girişimi oldu.
Yine insanlar hayatlarını kaybetti.
Şehit oldu.
Deprem oldu.
Şehirler yıkıldı. Denetimsizliğin bedelini binlerce insan canıyla ödedi.
Bu ülkede çok olay yaşandı.
O kadar çok şey oldu ki!
Hiçbirinde ne siyasi sorumluluk alındı ne özür dilendi.
Ne de istifa edildi.
Sandık her kurulduğunda “bu kez seçilemezler” denildi.
Öyle ki kimi seçimde oylar artarak iktidara yeniden gelindi.
Ama…
Bu zafer tablosunu olumsuzlaştıran bence güçlü bir etken var:
Vatandaşın geçimi…
Son yerel seçimlerde Türkiye haritasını gözünün önüne getir.
Sarı ağırlıklı harita kırmızı renge dönüşmüştü.
Bugünse seçimle kaybedilen yerler transfer taktiğiyle tekrar alınmaya çalışılıyor.
Başarılı da oluyorlar.
Fakat…
Seçmenin sandıkta fikrini değiştirmesiyle, haritanın seçimsiz renk değiştirmesi aynı şeyler değil ki.
Çünkü bu ülkede hesabı belirleyen genelde mutfaktaki ateş oluyor.
Soruyorum:
Bireysel ya da aile ekonomin iyi mi?
Sosyal medyada bazı ekonomik verileri gördüm.
Dört kişilik bir ailenin sırf sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için (buna açlık sınırı da deniyor) ayda 38 bin 698 liraya ihtiyacı var.
Bu yalnızca mutfağın hesabı.
Temel ihtiyaçlar da eklendiğinde (bu da yoksulluk sınırı oluyor) bu para 123 bin lirayı aşıyor.
TÜİK işsizlik oranını da açıkladı:
yüzde 7,8’e gerilemiş.
İşsizlik azalırken, geniş tanımlı çalışamayanların oranı yüzde 31’e fırlamış.
Biri düşerken, dığeri artıyor.
Tabi, “Nasıl oluyor?” diye düşünüyorsun.
Bir mahalle hayal et.
Fatih iş arıyor ama bulamıyor.
Armağan çalışmak istiyor; aramış bulamamış.
Uzun zamandır iş aramayı bırakmış.
Bir de Ali var. Haftada yalnızca birkaç saat çalışıyor. İş olsa daha fazla çalışmak istiyor.
Ama…
Yok.
Fatih, zaten işsiz yüzde 7,8’in içinde. Armağan ve Ali ise geniş olarak tanımlanan yüzde 31’in zaten değişmeyen isimlerinden…
Kaç kişi çalışmak istediği halde çalışamıyor yahut yeterince iş yapamıyor?
Mesele işte tam da bu!
Şimdi geçim sorunlarına bir de fon mega krizi eklendi.
Mağdurların resmi sayısı:
455 bin 758 yatırımcı (tüzel ve gerçek kişilerin toplamı).
Hesap sahiplerine varsa, eş ve çocukları ya da yakınlarını ilave edersen sayı çok büyür.
Asıl kaygı nerede başlıyor biliyor musun?
Paralarını ne zaman geri alacaklar?
Ne kadarını alacaklar?
Tam bir muamma!
On gündür bekliyorlar.
Peki, bir ay sonra?
Ya iki beklerlerse?
Bir de bekledikleri parayı alamazlarsa?
Kredi kartı borcu beklemez.
Ev sahibi beklemez.
Taksit beklemez.
Okul parası beklemez.
Mutfak beklemez.
“Tasfiyede süreç devam ediyor” demek, ne borç kapatır ne de hayat kurtarır.
Süreç uzarsa belirsizlik artar.
Benden hatırlatması; ailelerde geçim sorunu derinleşebilir, hazin hikayeler bile duyabiliriz.
Günümüzde para hayatın sigortası. Hele ki giden para tasarruf yapılansa mağduriyeti yaşayan faturayı mutlaka birilerine keser.
Bilinmeli ki o birisi sadece parasını emanet ettiği insanlarla sınırlı kalmayacaktır.
Tepkisi, sistemi denetleyemediğini düşündüğü iktidara da sandıkta yansıyabilir.
Meselenin omurgasına gelecek olursam…
Fon mega krizi AKP’ye seçim kaybettirir mi?
Oyunu düşürür.
Ama…
Seçim kaybettirir mi onu kestiremiyorum.
Burada muhalefetin aşılayacağı umut ya da umutsuzluk da önemli olacaktır.
Demem o ki bugün parasızlık içinde geçim sıkıntısı yaşayan her kesimden milyonlar, tasarrufunu nasıl kurtaracağını düşünen fonzedeler sandık kurulduğunda oyunu da yeniden gözden geçirebilir.
O zaman kara kara düşünen yalnızca vatandaş olmaz.
Yeniden iktidar hesabı yapan Erdoğan’ın AK Partisi de düşünenler kervanına katılır.
30 Eylül 2026

Ayhan
Fon krizinde zor gecinenin parası olmadığı için değişen birşey olmaz
Öyle bir konusurlarki haklı çıkarlar
İyi olmuş derler birde yatirmasyadi parasını derler
Yine oy verilir