2 bin 500 yaşında olduğu söylenen zeytin ağacını bulup, onunla birazcık vakit geçirdiğimde aklıma takılan sorulardan biri de bu oldu:
Güzel bir gün nasıl bir gündür?
Benim için onun gölgesinde oturup düşünmekti.
Neyi mi düşündüm dalların altında?
Geçen 2 bin 500 yılda insanlığın yaşadıklarını…
Ne medeniyetler kuruldu yıkıldı.
Nice imparatorluklar nam saldı dağıldı.
Savaşlar çıktı insanlar öldü.
Barışlar yapıldı gözyaşları dindi.
Ne ihtiraslar, hırslar hayatları kararttı.
İcatlar yaşamayı kolaylaştırdı.
Keşifler ufukları yakınlaştırdı.
Her şey yaşandı.
O zeytin ağacı ise kurumadı.
Issız bir yerde kökleriyle hâlâ toprağa tutunmaya devam ediyor.
Benden sonra da öyle olacak.
Peki, senin için güzel bir gün ne ifade ediyor?
Cevabı herkese göre değişir.
Aslında hepimiz için aynı yirmi dört saat yaşanıyor.
Ancak beklentiler farklı oluyor.
Kimisi hareketi sever.
Adrenalin vazgeçilmezidir.
Yıpratırcasına çalışmak yaşam felsefesi olmuştur.
Zamanı kendi değil, başkaları onun adına yönetir.
Ötelediği o kadar çok şeyler vardır ki…
“Hep sonra” der.
Biraz belirsizlik, hatta kaygı bile fena olmaz onun için.
Bazısı mal mülkle kafayı bozmuştur. Daha fazla biriktirmenin yollarını arar durur.
Öyle ki “Bugün hiçbir şey olmadı!” diye hayıflanabilir.
Belki o zeytin ağacını görse aç gözlülüğü azalır.
Bir başkasıysa oturduğu yerden kalkmaz.
Tercihi hiçbir şey yapmamaktır.
Oturup kahvesini yudumlamak.
Telefonuyla saatler geçirmek mutlu eder.
Belki de gününün güzelliği kendisinden bir şey istenmeyeceğini bilmesi olabilir mi?
Peki, benimki?
Benim için güzel bir gün, yaşadığımı hissettiğim gün.
Tıpkı kocaman gövdeli, derin oyuklu zeytin ağacıyla geçen vakit gibi.
Sonrasında el ayağın çekildiği bir kumsalda minik dalgaların kıyıya vuruşunu duymak.
İki martının didişmesini izlemek.
Güneşi batırmak gibi…
Konuştuklarım basit şeyler.
Sıradışı maceralar değil.
Ya da…
Bahçeyle uğraşmak.
Mevsimi geldiğinde zeytinleri toplamak.
Keyifle acele etmeden yemeği hazırlamak.
Semt pazarına gidip hem alışveriş yapmak hem farklı hikayeler duymak.
Canın istediğinde istediğini yapmak; gitmek, gezmek, görmek.
Yazmak.
Paylaşmak.
Gençlik yıllarımda önümdeki seneleri düşünürdüm.
Genelde maddesel şeyler…
Şimdilerdeyse her günün kıymetini bilmek istiyorum.
Takvim hızla ilerlediği için olsa gerek, yaşamın içinde olma duygusunu hedefliyorum.
Meselenin omurgasına gelecek olursam…
Güzel bir günün herkes için tek bir tarifi yok.
Tarif senin içinde, hayattan ne umduğunla alakalı bir durum:
Hırsla çalışmak.
Heyecanı hissetmek.
Para hırsı.
Mevki arzusu.
Yahut…
Sakin bir hayat.
Veya…
“Bugün de yaşadım” diyerek anılar biriktirmek.
Hangisi seni mutlu ediyorsa, güzel bir gün o demek.
9 Ekim 2026

Yorum Yaz