Hafızalardan Silinmeyecek Haber Nasıl Olur?

150 150 Fatih Portakal

Sosyal medyayı niçin kullanıyorum?

Ülkede ve dünyada olan biteni, kafamı fazla şişirmeden takip edebildiğim için.

Gazete yıllardır evime girmez.
Radyo dinleme alışkanlığım pek yok.
Açarsam konuşmanın olmadığı müzik kanallarını tercih ediyorum.
Televizyonda hiç haber izlemem.
YouTube’da uzun uzun haber anlatanları seyretmem.
Aynı konu etrafında dönüp duran cümleler canımı sıkıyor.

Açıkca konuşmak gerekirse mesleği yapmama nedenim de bu:
Her akşam benzer cümleler kurmam…
Aynı konuların etrafında dolanmam…
Kendimi tekrar etmemdi.
Kendi canımı kendimin sıktığını fark ettim.

Dikkatimi çeken haberler beni artık X’te yakalıyor.
Hap gibi okuyup geçiyorum.
Ne olduğunu anlayayım, yeter.
Yazacağım konuları da o platformda zorlanmadan buluyorum.

Yazılarımda isimlere ve tarihlere fazla yer vermiyorum.
Zaman kavramını az kullanma taraftarıyım.
Nedeni, düşünceye daha fazla yer vermek istemem.
Bugün okuyan bugünü bulsun.
Yıllar sonra okuyan da yaşadığı zamanla bugünleri kıyaslasın istiyorum.

Bir paylaşım çıktı karşıma.

Gazetecilik geçmişi olan eski bir siyasetçi, Yeni Parti aleyhine yapılan bir haberi alıntılayıp, övüyordu.
Cümle şöyleydi:
“Uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir habere imza attı!”

Övgü dikkatimi çekti.
Haberi merak edip, açıp okudum.

En sade haliyle iddia şuydu:
Milletvekillerinin maaşlarından grup giderleri için kesilen CHP hesabındaki paranın yeni kurulan partiye aktarılmasıydı.

Üzerine konuşulacak bir haber mi?
Evet.
Araştırılması lazım mı?
Elbette.
Muhataplarına sorulması gerekir mi?
Kesinlikle.

Peki, hafızalardan silinmeyecek kalibrede bir haber mi bu?
İşte bundan emin değilim.

Bir de şunu düşündüm:
Zihnin hep hatırlayacağı habere kim karar veriyor?
Haberi yapan olamaz.
Ukalalık olur.
Yüceltmeyi yapan iktidar yanlısı sosyal medya kullanıcısı mı?
Yoksa…
Okuyanlar mı?

Daha baştan “hafızalardan silinmeyecek” dendiğinde, okuyan veya izleyen adına hüküm verilmiş oluyor.

Ülkenin kutuplaştırılmış ve zor gündemi içinde bu yönlendirmenin bilerek yapıldığını düşünüyorum.
Çünkü haberin arka bahçesi de beni fazlasıyla meraklandırıyor.

Şöyle ki…

Haberi yapan gazeteciyi iktidara ve iktidar bürokrasisine yakın buluyorum.
Aynı zamanda şu anki CHP’ye de yakın olduğu kanaatindeyim.
Övgüyü yapan ise AKP’nin eski bir vekili.
Arada sırada vicdanlı yazmaya çalışsa da göstermelik olduğunu düşünüyorum.
Eleştirinin hedefindeyse iktidarı zorlayan bir parti var.

Haberi birkaç kez okuyup anladıktan sonra dedim ki:
Tam da fon mega krizinin hâlâ konuşulduğu bugünlerde, ortaya çıkacak tartışma kimin işine yarar?
Bu üçlü, hatta iktidarı da katarsam dörtlü arasında bir simbiyotik ilişki olabilir mi?

Şimdi bunları da sormak bir okur olarak benim hakkım.
Böyle bir ilişki kanıtlanabilse bu da hafızalardan kolay kolay çıkmayacak bir haber olur.
Değil mi?

Elbette bazı sorular sorarak arkadaşın yaptığı haberi değersizleştirmek gibi bir niyetim yok.
Sorgulanmalı.
Bit yeniği varsa ortaya çıkarılmalı.
Sorularla iddiaya açıklık getirilmeli.
Övgü ise, herkes eteğindekini döktükten sonra gelmeli.
En önemlisi de terazinin ayarı, hedefteki partinin adına göre değişmemeli.

Peki, benim için hafızalardan kolay kolay silinmeyecek haber nasıl olur?

Şu ayırımı mutlaka yapmalıyım:
Hafızalardan silinmeyecek olay ile hafızalardan silinmeyecek haber aynı şey değil.

Mesela 15 Temmuz darbe girişimi.
Unutulmayacak bir olay.
Öncesi ve sonrasında duyup öğrendiklerimiz hafızalardan silinmeyecek haberler…

Yakın zamandan bir örnek daha…
Fon mega krizi.
Yıllarca anlatılacak bir finansal
olay.
Parayı götürdüğü sonra iade ettiği ortaya çıkan iktidar partisinden bir ismin ve eşinin durumuysa hep hatırlanacak bir haber.
Ve bununla ilgili ortaya çıkarılmaya çalışılan diğer haberler…

Meselenin omurgasına gelecek olursam…

Benim için bir haberin büyüklüğü özgürce sorgulanabilmesinden geçer.

Kimden, nasıl geldiği?
Kanıtı ne?
Kamunun faydasına mı yapıldığı?
Yoksa…
Bir siyasi hesabın parçası mı olduğu?

Ben, bu sorulara bulduğum cevaplara göre karar veririm.
Takdiri de sonraya bırakırım.

Okur olarak sana yalnızca önerim olabilir:
Bir haberin hafızanda kalıp kalmayacağına senin adına kimse karar vermesin.
Yönlendirilmeye izin verme.

Oku.
Anla.
Sorgula.
Hükmü de kendin ver.

13 Ekim 2026

 

 

 

.

  • 4

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak