Yazıklar Olsun!

150 150 Fatih Portakal

Ülke günlerdir fon mega kriziyle yatıp kalkıyor.

Görünen o ki, mağdurlara ara ödeme yapılacak. Ödemenin üst sınırı olarak da 1 milyon lira belirlenmiş.
Gerisi yatırımcının hanesine zarar yazacak gibi duruyor.

Bu dev kriz konuşuldukça, siyaseten en çok zararı Erdoğan’ın Ak Partisi görüyordu.

Bu arada muhalefet belediyelerine operasyon yeniden başladı.
Bende oluşan izlenim aynen şu oldu:
Dikkatler fon krizinden uzaklaştırılıp yine muhalefete çevrildi.

İstanbul Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı bildik gerekçelerle gözaltına alındı.

Mersin’i yöneten Vahap Seçer aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı.
Ekrem İmamoğlu tutuklanınca, üyelerin oyuyla seçilerek göreve gelmişti.
Şimdi kendi de gözaltında.
Serbest bırakılacağına ihtimal vermeyenlerdenim.

Operasyonların siyasi ve hukuki boyutları üzerine çok yazdım. Çok şeyler söyledim.
Omurga’da okuyabilirsin.
Ama…
Bugün, başka bir şeyi anlatacağım:
Mersin’deki operasyondan paylaşılan bir video görüntüsünü!

Yazıklar olsun!

İzledikten sonra denebilecek ifade sadece bu.

Üzerinde polis yeleği olan birkaç memur, gecenin bir vakti bir dairenin kapısını çalıyor.
Kapı önünde biraz bekleniyor.
Belli ki vakit epey geç.
Yatak kıyafeti içinde bir kadın kapıyı açıyor.
Uykudan kalkmış gibi.
Karşısında polisleri görünce şaşkın.

Kim korkmaz, kim şaşkınlık yaşamaz ki!

Memurlar bir şeyler anlatıyor.
Kadın ne olduğunu anlamak için çaba sarf ediyor.
O arada çekim yapan birini fark etmiş olacak ki, karşılıklı konuşmalar kısık da olsa duyuluyor.
Kadın:
“Telefonu kapatır mısınız?” diyerek ikaz ediyor.
O birisi:
“Sıkıntı yok, bilgi amaçlı…” diye karşılık veriyor.

Kapı önündeki memursa elindeki mahkeme kağıdını gösterip, evde arama yapılacağını anlatıyor.

Evin içine giriliyor.
“Üstünüzü odada değiştirin” diye bir cümle de kulağıma çalındı.
Ancak kadın hala şaşkın.
Asabım bozuldu.
Kapattım.

Sonrasını izlemek istemedim.

Kadının kapıdaki korkmuş hali.
Hazırlıksızlığı…
Mahremiyeti…
Hâlâ gözümün önünden gitmiyor.
Şimdi soruyorum:
Böyle bir görüntü neden kamuoyuna servis edildi?

Bir şeyler soruşturuluyorsa elbette araştırılacak.
Bir yerin aranması gerekiyorsa yasal bir dayanakla tabi ki aranacak.
Gözaltı gerekiyorsa o da yapılabilir.

Anlam veremediğim husus şu:
Bir insanın evinin kapısında, yatak kıyafetiyle görüntülenmesinin ve bunun sosyal medyada teşhir edilmesinin soruşturmaya veya ileride olası kovuşturmaya ne katkısı olabilir?

Hiçbir katkısı olmaz!

Kolluk faaliyetinin kayda alınması başka bir sey.
Kaydın soyal medyaya bilerek verilip ya da el altından sızdırılıp herkese gösterilmesi ayrı bir şey.

Biri görev.
Diğeri kişilik hakkının çiğnenmesi.
Saygınlığın katledilmesi.

Gerçekten yazıklar olsun!

“Ev” denilen yer insanın bir tür özel sığınağı değil midir?
Ailenin kutsallığından…
Örften, adetten, ahlaktan…
Hatta…
Allah korkusundan bahsedilen bu ülkede, bir insanın özel anının hiçe sayılmasına nasıl razı gelindi?

Bu kadar duyarsız ve umarsız olunabilir mi?

Meselenin omurgasına gelecek olursam…

Burada özel hayatın özel bir anına karşı işlenmiş açık bir ihlal var.

Görüntüyü kim servis etti?
X’te nasıl yayımlandı?
Kim onayladı?

Bunların da ortaya çıkarılması gerekmiyor mu?
Ama…
Biliyorum ki hiçbiri olmayacak.
Çünkü muhalif diye nitelendirilen insanlar bu teşhire hep uğruyor.
Yaşanan örneklerse bende ne adalet duygusu bırakıyor ne de devlet denilen sistemler bütününe güven.

Protesto ediyorum.
Ve soruyorum:
İnsanların itibarını zedelemeye…
Mahremiyetini seyrettirmeye kimin hakkı var?

Kadının o hallerini izlerken içimden tek söz geçti.
Paylaşanlara da, onay verenlere de:
Yazıklar olsun!
Allah ıslah etsin.

2 Ekim 2026

  • 34
1 yorum
  • Şimay SAYIN
    REPLY

    Böyle vicdansız insanlar ile aynı ülkede yaşadığım için çok üzgünüm. Biz ne ara bu kadar vicdansız olduk. İnşallah bunların hesabı birgün sorulur

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak