%40 ?
Bu oran neyin nesidir diye düşünüyorsunuz?
İşçiye, memura, emekliye yeni zam miktarı oranı mı?
Keşke olabilseydi.
Turizm gelirlerindeki yıllık artış yüzdesi olabilir mi?
O da tutmadı.
Azalan genç nüfustaki arzu edilen yükselişin müjdesi midir?
Değildir.
%40:
Hapishanelerdeki kapasitenin üzerindeki doluluk oranı.
Akılda kalması için şöyle özetleyeyim:
Türkiye’deki cezaevlerinin kapasitesi 305 bin kişiymiş. Şu anda tutuklu ve hüküm giymişlerle birlikte toplam sayı 427 binin üzerine çıkmış.
Veriler, Adalet Bakanlığı’nın bu işlere bakan ilgili kurumundan paylaşıldı. O yüzden alıntı olarak aktardım. Hesap makinesiyle çarpıp böldüğümde %40’ı buldum.
E, ben de düşündüm, üstüne bir şeyler yazmak istedim. Aslında resmi veriler üzerinden hesapladığımda şunu da yazabilirdim:
Cezaevleri kapasitesinin %140’ı oranında dolu. Yani 100 kişinin kalması gereken cezaevlerinde 140 tutuklu ya da mahkum kalıyor. Yaşam koşullarını başka bir yazıma bırakıyorum.
Ben insan sayısındaki artış oranını kullanmak istedim; %40.
Paylaşılan bilgileri okuduğumda kendime sordum: Bu %40, suç arttı dolayısıyla suçlu da çoğaldı mı demek?
Yok! Bu kadar kolay açıklanamaz. Olaya böyle bakacak olursam hata değil, ama bir şeyleri gözardı etmiş olurum.
Bana kalırsa bu sayıların oluşmasında iki unsur var:
İlki ekonomik ve sosyal yapı.
Öteki hukukun işleyişi ve cezalandırma politikası.
Önce anlatımı kolay olandan başlayacağım. “Ekonomik durumlar nasıl?” desem, “bildiğini ne soruyorsun,” diyeceksin.
Gelir dağılımında adaletsizlik sürüyor.
Verginin toplanmasında da aynı şey söz konusu.
Yoksunluk, yoksulluğun bir sonucu.
Yetişkin her yaş grubunda işsizlik var.
Toplumsal bozukluk gözümüzün önünde…
Saydıklarımın her biri potansiyel bir suçun yaşanmasına neden oluşturabilecek maddeler.
Bunlara örgütlü suçları, yasa dışı faaliyetleri de eklemek gerekir.
Geleyim ikinci unsura…
Bu kısım biraz daha teknik duruyor. Yine basitçe yazıp, kolay anlaşılmasını sağlayacağım.
Demek, tutuklamalar daha fazla yapılıyor. Bana göre altında yatan sebep hapis cezalarının uzaması… Alternatif yaptırımlara çok başvurulmaması…
Ya da…
Ne ölçüde başvurulduğu,
Bu faktörler, cezaevlerindeki tutuklu veya mahkum sayısını doğrudan arttırmaz mı?
Mesela şu veriyi de merak ediyorum:
Cezaevlerindeki yıllara göre tutulduğunu düşündüğüm giriş ve çıkış dengesi!
İstatistiklerde giren mi çok?
Yoksa…
Cezasını çekip, ıslah olup çıkan mı?
Kurumun elinde bununla alakalı mutlaka bilgi vardır.
Keşke öğrenilebilse…
Sırada asıl sorum var:
Hapishanelerin sayısını çoğaltmak kapasite artış sorununu çözer mi?
Evet geçici olarak çözer.
Daha insani koşullar sağlanır.
Ama…
Kalıcı olarak tabii ki çözmez. Hep bir fazla cezaevi yapılmak zorunda kalınır. O bir fazlanın sonu hiç gelmez.
Olay zaten kaç cezaevi inşa edilmesiyle ilgili değil. Kanımca araştırılması gereken, neden
bu kadar insan cezaevine giriyor ve neden bu kadar uzun süre içeride kalıyor?
Meselenin omurgasına gelecek olursam:
Birinci unsurdaki hakkaniyetsizlikler ortadan kaldırılabiliyor mu?
İkinci unsurda hapisle cezalandırma tek çözüm olmaktan çıkarılabiliyor mu?
Hiç kolay işler değil.
Hatta yıllardır çözülemeyen asıl sorunlar…
Çözüm bulunamazsa, doğal olarak daha fazla mapushane inşa edilir.
Cezaevlerinin içinde barınan insan sayısı tablosu hiç sürdürülebilir değil. Yapılması gereken düzeni düzlüğe çıkarmak.
Ülkenin bu şartlarında ne kadar mümkün?
Meselenin omurgası da zaten tam olarak bu.
13 Ağustos 2026

Yorum Yaz