30 Ağustos’ta Samsun’da Olmak

150 150 Fatih Portakal

Bugün 30 Ağustos.
Büyük Zafer’in 104’üncü yılı.

İstesem bu kadar denk gelmezdi.

Hem bayram günü.
Hem Samsun’dayım.
Bir de Fenerbahçe’nin Samsunspor’la maçı var.

Daha güzel bir tesadüf olabilir mi?
Ama…
Tesadüflere inanan biri olmadım şimdiye kadar.
Eğer bir şeyler oluyorsa, onu verilen çabaya bağlarım.
Karşılaşmaların, yerlerin, hatta bazı tarihlerin yaşamımda bir anlamı olduğuna inanırım…
Ya da…
Bir şeylere yorarım.

Bugün sanki öyle bir gün!

Ben İzmirliyim.
Her zaman bu şehrin bir sakini olmaktan gurur duymuşumdur.
Kendimi ayrıcalıklı hissetmişimdir.

Çünkü güzeldir bu kent.
İnsanı sevecendir.
Bir de Kurtuluş Savaşı’nın son adresidir.

Sabaha karşı Seferihisar’dan ayrıldım.
Yolculuğum, sonu zaferle biten yolun ilk adımına:
Samsun’a.

Mustafa Kemal’in mücadelesi, 1919 yılının 19 Mayıs’ında bu tarihi şehre ayak basmasıyla başlamıştı.
Amasya.
Erzurum.
Sivas.
Ve Ankara yolları.
Tuzaklarla dolu zor bir yol.

Ama…

O, olamaz denileni başardı.
Bayrak, İzmir’de inmeyecek şekilde son kez göndere çekildiğinde; tarih 9 Eylül’dü.

Eğer bugünü bir savaşın kazanıldığı gün olarak görüyorsan, bence tarihi eksik biliyorsun demektir.

Neden mi?

104 yıl önce bugun büyük zafer kazanıldı.
Doğru.

30 Ağustos aynı zamanda, bağımsız bir ulus ve devlet olmanın da başlangıcıydı.
Millet, kendi iradesine sahip çıktı.
Hürriyetini çiğnetmedi.
Atatürk’le cesaretlendi.
İnandı.
Yokluk içinde varolma mücadelesi verdi.
Ve sonunda çok yıpransa da imkansız olanı başardı.

Bilmiyorsan hatırlatayım; Fenerbahçe de kurtuluş yolunda kıymetli değerlerden biridir.
Bu kulüp, ateşten günlerde işgal kuvvetlerine karşı sadece maç kazanmadı.
Kuşatılmış İstanbul’dan Anadolu’daki Gazi’nin ordusuna silah ve cephane de kaçırdı.

İşte tam da bu yüzden Fenerbahçe bir kulüpten çok daha fazlasıdır:
Cesarettir.
Mücadeledir.
Cumhuriyete sahip çıkandır.

Nereden nereye?
İzmir, Samsun ve Fenerbahçe.
Üçü bir arada.
Özgürlük savaşında üçünün de rolü var.

Ve tarih yine bir 30 Ağustos.

Bayramı Samsun’da kutluyorum. Akşam da tribünde Fenerbahçe’nin zaferine tanıklık edeceğim.
Neden efsaneye hep inanıyorum biliyor musun?
Çünkü geçmişteki mücadele etme ruhu bügün de sürüyor:
İnanmak.
Direnmek.
Ve kazamak.

Meselenin omurgasına gelecek olursam…

Bugün sıradan bir yolculuk yapmıyorum.

İzmir’den Samsun’a uzanıyorum.

Aslında hikayenin başladığı yerle bittiği yeri birbirine bağlıyorum.
İlk atılan adımla zafer yolculuğunu…
Büyük bir mücadeleyle kazanılan bağımsızlık meşalesini…

Fenerbahçe de bu hikayenin dışında değil.
İstiklal ve istikbal arasında önemli bir yerde…
Ülkenin hafızasındaysa unutulmazlar arasında.

30 Ağustos 2026

 

 

 

 

  • 4
1 yorum
  • Esen
    REPLY

    Sizi çok seviyoruz artık bu düzen değişmeli.. Ben bipolar bozukluk hastasıyım çalışamıyorum ama yıllarca çalışıp emek vermiş insanların bir ev bile alamadıklarını görmek beni çok üzüyor … babam ve annem her gün halk TV ve sözcü TV izliyor bu düzen değişsin artık …

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak