Bir Yaban Keçisinin Yakarışı

150 150 Fatih Portakal

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne,

Neden bunu bana yapıyorsun?

Daha beş yıl önceydi.
Marmaris’in, Köyceğiz’in güzelim ormanları cayır cayır yanarken alevlerden canımı zor kurtardım.

Kendim ve ailem kaçacak yer aradık:
Dağların doruklarına tırmandık.
Sizlerin mücadelesini ve ağaçların yok oluşunu oralardan izledik.
Bazen gölge olduk vadilere süzüldük.
Ateşten uzak durmaya çalıştık.
Olmadı…
Sıra dağları aşıp kendimize yeni yurtlar bulduk.

Sonradan işittik ki 13 bin hektar ağaçlık alan kül olmuş.
Sizler ormanları kaybettiniz.
Biz tabiatımızı….
Gelişip ürediğimiz alanlar, bitkiler, ağaçlar yok oldu.
Nice başka canlılar alevlerin içinde sessiz çığlıklarıyla kavrulup gitti.

Bakın!

Cehennemden kurtulup, ben hayatta kalmayı başardım.
Yine sarp dağların iz süreniyim.
Bir mühendis gibi hâlâ yaşam yerlerim için çabalıyorum:
Kuru ot ve çalılarla besleniyorum.
Adeta yangın önleme ekibi gibi çalışıyorum.
Tohum taşıyorum.
Dışkım her yerde.
Yeniden ağaçlanmaya doğal katkı sağlıyorum.
Erozyonu engellemek için var gücümle savaşıyorum.

Sayın Bakan,

Şimdi yeni bir şey duydum:

İhaleye çıkılmış.
Bizim türün 11 yetişkin erkeğini zevk için öldüreceklermiş.
Ne karşılığında?
Para…
750 bin lirayı veren beni ve yoldaşlarımı avlayabilecekmiş.
Katledenden KDV de alınacakmış.
Hepi topu 8 milyon lira için mi?

Biliyor musun?

Ben de o şanssız tekelerden biriyim.
Ben bir yaban keçisiyim:
Dağların yalnız gezen dervişiyim.
Ulaşamadığın zirvelerin kadim sakinlerindenim.
Dağlarda doğdum.
Kızılım ve körpelerimle buraların zararsız yolcusuyum.

Yapmayın…
Etmeyin…
Eylemeyin…

Sayın Bakan ve Sayın Müdür,

Bir yanda “Yaban keçisini avlamak yasaktır” diyorsunuz.
Diğer yanda parasını ödeyene öldürme izni veriyorsunuz.

Neden?

Allah aşkına bu durum nasıl bir tutarsızlıktır?

Bedavaya değil.
Parayı basıp seni öldürebilirler” diyorsun.

Tetiği çekecek avcıya verilen izin belgesi vicdanı mı rahatlatacak?

Yapmayın…
Etmeyin…
Eylemeyin….

Bana acımıyorsan eşime ve yavrularıma merhamet gösterin.

Kurumunuzun adında var; doğayı ve milli parkları korumakla görevlisiniz.
İyi de sizlerin beni koruması gerekirken, öldürülmem için nasıl olur da yasal bir zemin hazırlayabilirsiniz?

Sizlerden biri değilim, doğru.

Konuşamam.
Dilekçe yazamam.
Hakkımı mahkemede arayamam.
Çünkü benim meskenim dağlardır, dağlar…

Ama…

Yaşam hakkımı savunan sizden birileri iyi ki var.

Ülkenin sınırları içindeki dağlarda geziyorum, besleniyorum.
Nehirlerin sularıyla susuzluğumu gideriyorum.
Çoğalıyorum, gelişiyorum.

Özgürlük duygusu sırf iki ayaklılara ait olabilir mi?

Soruyorum size:
Boynuzlarımın ihtişamı öldürülme nedenim mi olmalıdır?

O boynuzlar benim savunmamdır, gücümdür, sıcak havalarda doğal klimamdır…
En önemlisi dik yamaçlarda durabilmem için doğal dengemdir.

Benim de doğal yollarla ölme hakkım yok mudur?

Meselenin omurgasına gelecek olursam…

Sayın Bakan ve Sayın Müdür,

Sizin tür için nasıl olmaz ise…
Bizim tür için de cinayetin yasalı olmaz.
Bunu böyle bilin!

Para ödeyerek katlettirmek insan olmanın erdemine uygun düşmez.
Sandras, Ölemez, Gölgeli dağlarından 11 tekeyi eksiltmeyin.

Beni ve yoldaşlarımı koruyun.

Sesimi duymuyorsanız bile sessizliğimi anlayın.

Dorukların özgür tekesinden sevgiler…

8 Eylül 2026

 

  • 7
1 yorum
  • Armagan Portakal
    REPLY

    Duygulandim en çok da bu satirlarindan;
    “ Ben de o şanssız tekelerden biriyim.
    Ben bir yaban keçisiyim:
    Dağların yalnız gezen dervişiyim.
    Ulaşamadığın zirvelerin kadim sakinlerindenim.
    Dağlarda doğdum.
    Kızılım ve körpelerimle buraların zararsız yolcusuyum.”

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak