İzmir-Gebze arası için 1.965 lira ödüyorum. Körfezi, Osmangazi Köprüsü’nü kullanarak geçiyorum.
1.170 lira da bu geçiş için ödemek zorundayım.
“Yok ödemem” dersem alternatif yollar mevcut.
Ama…
Diyemiyorum.
Çünkü bu kez de benzin sarfiyatım artacak.
Trafik çilesi çekeceğim.
İstanbul Kadıköy’e otoyol ve köprü kullanarak ulaşmanın bana toplam maliyeti tam 3.135 lira.
Bir de buna benzin parası eklenecek.
Yazımın konusu sadece otoyol ve köprüler olacak.
Neden mi?
Sabah gözümü açıp, kahvemden ilk yudumları keyifle alırken, sosyal medyada bir haber karşıma çıktı.
Cumhurbaşkanı yeni bir kararname yayımlamış.
Özeti şu:
Boğaziçi yani 15 Temmuz Şehitler ile Fatih Sultan Mehmet köprüleri özelleştirilecek.
8 otoyol ve 2 çevre yolu da bu şekilde kiraya verilecek.
Yok!
Köprü ve otoyollar şimdilik kökten satılmıyor.
İhaleye çıkılıp birilerine, 30 yıl süreyle belli bir para karşılığında kullanım hakkı verilecek.
Tüm bu işlemler her şey istenildiği gibi giderse 5 yıl içinde bitecek.
Anladığım kadarıyla yeni sahipleri 2032’nin ilk gününden itibaren köprü ve otoyolları işletmeye başlayacaklar.
Yorumlarda muhalefetten bir siyasetçinin tespiti vardı.
“Elden çıkarılacak 8 otoyol, 2 çevre yolu ve 2 köprünün 2025 yılı toplam kârı 600 milyon dolar” diye.
Öğle saatlerinde bu iddiaya para işlerine bakan bakanlıktan cevap geldi.
“Hayır bu kâr değil, toplam gelir.” dendi.
Yazıda zarardan hiç bahsedilmiyor.
Demek ki az ya da çok kâr var.
Düşünüyorum.
Her şeye rağmen para bırakan bu yatırımlar neden elden çıkarılır?
İlk ihtimal devlet otoyol, köprü işletmemeli anlayışı…
İkincisi devletin paraya olan ihtiyacının bitmemesi…
Üçüncü olasılık bilgimiz dışında gelişen başka şeyler:
Sözler…
Vaatler…
Veya…
Kontrollü özelleştirme stratejileri…
Bunun cevabını zaman gösterecek.
Bu köprüler ve yollar hepimizin ödediği vergilerle yapılmadı mı?
Yapıldı.
Kullanırken para ödemiyor muyuz?
Ödüyoruz.
Bunlara itirazım yok.
Peki, bunların özel şirketlere devredilmek istenmesi neyin nesi Allah aşkına?
İzahı nasıl yapılacak bilemiyorum.
İleride ihale yapılacak.
Kazanan şirket, elbette hem yatırdığı parayı geri almak hem kâr yapmak isteyecek.
Mehmet Şimşek’e soruyorum:
Bu para kimden, nereden çıkacak?
Aslında cevap belli:
Yine vatandaşın cebinden…
Belki erken…
Ama…
Sormakta fayda görüyorum:
Özelleştirmeden sonra geçiş ücretleri nasıl bir ölçüye göre belirlenecek?
Vatandaş mı?
Yoksa…
Şirket mi gözetilecek?
Vatandaşın cebinden daha fazla para çıkacak mı?
Araç garantisi yine verilecek mi?
Cevabını az buçuk kestirebildiğim soruları sorarak, aslında hep bir kısır döngü yaratıyorum.
Farkındayım.
Bunları, belki şaşırtabilirler ihtimaliyle yapıyorum.
Fakat…
Uzun yıllardır hiçbir şey; gerçekten duyduğum ve gördüğüm şeyler artık beni afallatmıyor.
Meselenin omurgasına gelecek olursam…
Devlete sıcak para getiren bu yerlerin kazancı, neden özel bir şirketin kasasına yönlendirilir ki?
Açıklanmaya muhtaç bir durum.
Yurttaş olarak uyanık olmak gerekiyor.
Vergilerle yapılanı kullanırken de zaten para ödüyoruz
Şimdi…
Bir de özel şirketin kazancını karşılamak zorunda kalabiliriz.
Mesele yalnızca köprü ve otoyollar değil.
Mesele, ekonomideki kötü gidişin bedelinin bir kez daha kimin sırtına yükleneceği.
Cevap hiç değişmiyor:
Vatandaş…
5 Eylül 2026

Mustafa
İtibardan tasarruf olmaz diye diye bu hallere düştük maalesef.