Operasyonlarla Yönetilen Ülke

150 150 Fatih Portakal

Aklıma, son dört beş ayda yapılan operasyonlara göz atmak geldi.

2026’nın mayıs ayından 15 Eylül’e kadar yapılan resmi operasyonları internet arşivinden bulup çıkardım.

Özet olarak kuracağım cümleyi ilk başta yazayım:

Polis ve jandarma operasyonları da artık istisnai bir yöntem olmaktan çıktı.

Uzun süredir temel bir yönetme biçimi olarak kullanılıyor.

Belli başlı operasyonlar şunlar:

Ünlüler ve Uyuşturucu…
Mafya…
Ahbap soruşturması…
Borsa manipülasyonu…
*
Beyaz et üreticileri…
Sebze ve meyve dağıtıcıları…
*
Muhalif belediyeler…
Muhalif gazeteciler…
Muhalif kimi bireyler…
*
Süleymancılar…
Furkan Vakfı…
*
Muhalif kadın dernekleri
LGBTİ+ ve onlara yakın olanlar…

Burada şu ayrımı yapmam gerekiyor:

Uyuşturucu…
Terör…
Mafya…
Ve nitelikli dolandırıcılık iddiaları…

Bunları ayrı bir kefeye koyuyorum.

İfade özgürlüğü…
Yaşamsal tercih ve hürriyetler…
Siyaset…
Ve…
Muhalif STK’lara yönelik operasyonları başka kefeye alıyorum.

Yazımda cevabını aradığım temel soru şu:

Bu kadar çok operasyon neden yapılıyor?

Suçla bağlantılı olaylar mu çoğaldı?
Yoksa…
AKP iktidarı çözüm yolu bulamadığı bazı sorunları, kitaba uygun biçimde operasyonlarla mı yönetmeye çalışıyor?

Rejim demokrasi olsa da…
Bugün yaşadıklarımıza literatürde yeni bir isim bulabileceğimi zannetmiyorum.

Belki ilk akla gelen:

“Polis devleti” olabilir.
Yönetenler bu ifadeyi kabul etmeyecektir.

İtiraz geleceğini de bilerek, buna şu ismi verdim:

Demokrasi rejiminde
güvenlikleştirilmiş yönetme
tarzı.

Veya…

Güvenlikleştirilmiş otoriterlik.

Yani:

Bireysel…
Toplumsal…
Ekonomik…
Sosyal…
Siyasal…
Ve…
Düşünsel…
Birçok konunun da iktidar tarafından zaman zaman tehdit olarak görülmesi.

Özetle:

Suçla bağlantılı hallerle mücadele ederken, tüm alanları da hem düzenleme hem kontrol altında tutma isteği.

Operasyon dediğim yöntem şekli bir sonuçtur.
Bu sonucu oluşuransa mevcut düzendir.

Bu düzende sorgulanması gereken o kadar çok soru var ki:

Kriminal olaylarda:

Ortam neden müsait?
Varolma cesaretini kimlerden alıyorlar?

Ahbap’ın nitelikli dolandırıcılığı nasıl fark edilemedi?
Devletin denetim kurumları yıllarca ne yaptı?

Ekonomik işleyişte:

Borsa fareleri hâlâ nasıl varlık gösterebiliyor?

Beyaz et üreticileri, sebze meyve dağıtıcıları gözaltına alınıyorsa, neden senelerce doğru dürüst denetlenmedi?
Katlanan fiyatlar yeni mi fark edildi?

Farklı siyasal, düşünce ve inanç yapılarına da operasyon yapılıyor:

Belediyelere yönelik operasyonlar…
Hepsi hukuki mi?
Yoksa…
Altında başka siyasi hesaplar mı var?

Süleymancılar cemaati.
Ve
Furkan Vakfı.
Operasyoların nedeni görünen mi?
Yada…

Kimi gazetecilerin yaptığı haberler…
Bildik bazı isimlerin geçmiş yıllardaki sosyal medya paylaşımları veya söyledikleri. Bunlar bile gözaltı, hatta tutuklanma sebebi olabiliyor.
Sosyal medya hesapları kapatılabiliyor.
Neden hepsi muhalif?

Son olarak  LGBTİ+’lara yönelik kapsamlı operasyonlar.
İddiaların dışında, esas hedeflenen ötekileştirme mi?

Eğer suç işlendiği delillendirilebiliyorsa soruşturulmalı.
Sonrasında kovuşturulmalı.

Fakat…

İktidarla aynı düşüncelere sahip olmayan her yapının güvenlik meselesi gibi gösterilip sunulması bambaşka bir durum ortaya çıkarıyor.

Meselenin omurgasına gelecek olursam…

Hiçbir şey kendi başına var olamayacağına göre…
İktidarın kendine sorması gereken soru şu:

Bu düzeni kim yarattı?

24 yıl gibi uzun sürede sorunların azalması, çözüm yollarının pratikleşmesi, kurumların güçlenmesi ve düzenin düzgün yol alması gerekirdi.

Bana göre arkası kesilmeyen operasyonlar, halledilemeyen sorunların bir tür itirafı gibi.

İktidarın elindeki mutlak gücü gösteriyor.

Keşke düzen işleseydi de güvenlikleştirilmiş operasyonlara bu kadar ihtiyaç duyulmasaydı.
Ama…
İpin ucu çoktan kaçtı.

15 Eylül 2026

  • 7

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak