Fenerbahçe Diye Bir Ruh Hali

150 150 Fatih Portakal

Bazen içimdeki ben, bana sessizce şu soruyu soruyor:

Bir futbol takımı gecemi, günümü, günlerimi nasıl bu kadar etkileyebilir?

Öyle böyle değil çok etkiliyor.

Sorudan hemen sonra “Nasıl?”ın karşılığını bulmak için mantıklı bir cevap arıyorum.
Cevabımsa hep aynı yere çıkıyor:

Çok sevgi…

Bazen hakikaten kızıyorum.
Çoğu zaman fazlasıyla kendimi üzüyorum.
Ama…
Asla vazgeçemiyorum.
Saraçoğlu tribünlerinden yükselen o tezahüratta olduğu gibi:

“Vazgeçmem dünyaları önüme serseler de…”

Her neyse…

Bu yazım dikkatini çeker veya çekmez bilmiyorum.
Şimdi anlatacaklarımda, sabırla zaferi beklerken…
Gerçekle yüzleşmenin ve kedere bürünmenin ne demek olduğunu bulacaksın.

Fener’in hep kazanmasını bekliyorum. Beraberlik bile beni üzüyor.
Mağlubiyeti hiç sorma!
O anda sadece maç kaybedilmiyor.
Ben, kendimi de kaybediyorum.
Neşem gidiyor.
Enerjim düşüyor.
Hissettirmesem de asabi oluyorum.

Belki evde eşimle tartışsam huzurum ancak bu kadar kaçar!

Beşiktaş derbisinden mutsuz ayrıldım. Bu sonucu bekliyor muydum?
Tabii ki hayır.
“Kazanırız” kafasını yaşarken, mağlubiyetin son düdüğüne tanıklık etmek istemedim.
Bitime 10 dakika varken, Saraçoğlu’nun merdivenlerinden çok fena söylenerek indim.

Esasen, bir an önce terk edip sıyrılmak istediğim bana yaşatılan hayal kırıklığıydı.

Böyle durumlarda beni nasıl bir gecenin beklediğini artık çok iyi öğrendim.

Otele döndüm.
Canım yine yatmak istemedi.
Çünkü uyku tutmayacaktı.
Kafede oturdum. Soda ve kahve söyledim.
Kesmedi.
Üstüne acılı ekşili bir kokteyl içtim.
Bir daha kahve geldi.
Odaya çıktığımda saat bir buçuk civarıydı.

Uzandım.
Sağ döndüm sola döndüm.
Düz yattım.
Gözlerimle tavanı adeta deldim.

Telefona bakmak içimden gelmedi.
Daha doğrusu bakamadım.
“Yine herkes bir şey söylüyordur, yazıp çiziyordur” dedim.
Mutlaka aralarında doğru olanlar da var.
Ama…
O anki ruh halimde doğru bile batıyor bana.
Durum mağlubiyet olunca hemen kaldıramıyorum.

Sabah altıda ayaklandım.
Enerjim orta seviyedeydi.
Günüm keyifsiz başladı.
Ruh halim bir iki gün böyle olacak.

Düşünüyorum da ne büyük rahatsızlık veriyorum bedenime.
Oysa…
Hayatta bana mutluluk veren çok şey var:
Sağlığım.
Evim.
Eşim.
Dostlarım.
Köpeklerim.
Yaşadığım hayat.

Sahip olduklarımın
değerini bilmeye çalışıyorum.

Ama Fenerbahçe’nin yeri de başka…
Önemli…
Hatta en önemli mutluluk kaynaklarımdan biri.

Meselenin omurgasına gelecek olursam…

Her galibiyette çocuk gibi mutlu oluyorum.
Huzur içinde uyuyup, keyifle güne başlıyorum.
Tıpkı Lyon’da, Samsun’da olduğu gibi.

Bir mağlubiyet dengemi altüst ediyor.
Akıl kârı değil.
Ne var ki her sevginin bir kaçıklığı maalesef oluyor.

Fenerbahçe’nin yokluğu ayrı dert.
Varlığı bambaşka bir mükâfat.
Evet…
Mağlubiyet oluyor huzurum kaçıyor.
Sonra bir galibiyetle her şeyi sıfırlıyorum.
Yeniden umutlanıyorum.

Ne yapayım?
Vazgeçilemiyor asla kendisinden…

6 Eylül 2026

  • 10
4 Yorum
  • Nusrer
    REPLY

    Standar fb taraftar profili bence bu skorları üzüntüleri hakeden bir taraftar gurubu sorgulama yok eleştiri yok yönetimin her dediğine inanan hatta şike yaptık diyen bşk hayır yapmadık diyen bir zümreye aitsiniz şike yok derseniz sizin hayatınızda amatör bile oynamamış olduğunuzu anlarım çünkü 3-5 sene top oynayan çogunluk Türkiye’de şike yapmayan tk olmadıgını hatta alt ligler dahil U13-15 dahil bilirler bu fb nin bu kadar harcama yapıp başarısız olması kaçınılmazdır çünkü oyuncu ve hoca seçimleri son derece yanlıştır taraftara göre adam alırsan elinde irfan can, talisca, asencio, varken Greenwood ve vedatı alıp aynı oyuncunun siyahı olan lukakuyu alır ikili mücadelesi olmayan skrinniar ve ake ile tek hamleli adamlarla tandemi oluşturursan bu yazdıklarını yaşarsın lütfen skrinniar ve ake yi iyi izle ikiside büyük tk oyıncusu değil (biraz futboldan anladıgımı düşünüyorum 20 yıl prof oynadım hasbel kader) fb nin yani sizin sıkıntınız aynı şeyleri tekrarlayarak başarı istiyorsunuz ismail 4.gelişi aziz başkanın 2.gelişi olunca yine O SENE BU SENE OLMAYACAK GİBİ

  • İlhan
    REPLY

    Lyon’da oynanan futbol, Samsunspor karşısında alınan galibiyet ve sadece birkaç gün sonra gelen Beşiktaş yenilgisi…

    Bir takım 10 gün içinde nasıl bu kadar farklı olabilir?

    Açıkçası bu Fenerbahçe değil. En azından bizim istediğimiz, beklediğimiz, özlediğimiz Fenerbahçe değil.

    Bir gün umutlandırıyor, ertesi gün hayal kırıklığına uğratıyor. Bir maçta “İşte bu!” dedirtiyor, birkaç gün sonra “Biz ne izliyoruz?” diye düşündürüyor.

    Tam anlamıyla toksik bir ilişki…

    Çok sevdiğimiz, vazgeçemediğimiz ama son günlerde bizi fazlasıyla üzen bir sevgili gibi.

    Sorun kaybetmek değil. Fenerbahçe kaybedebilir. Asıl sorun, her maçta başka bir Fenerbahçe izlemek.

    Biz sadece mücadele eden, ne oynadığı belli olan ve formasının ağırlığını sahaya yansıtan bir Fenerbahçe istiyoruz.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak