Ben, güneşin doğuşunu batışından daha çok severim.
Belki birçoğumuz gün batımını daha büyüleyici bulabilir.
Gökyüzünün kızıla dönüşmesi…
Güneşin engellerin arkasından ağır ağır gözden kaybolması…
Şimdi “Acaba nerede doğuyor?” diye düşünmek.
İç çekerek “Hadi bakalım güle güle” demek.
“Merhaba” demeyi, “güle güle” demeye tercih edenlerdenim.
Gençken böyle miydim?
İnanın hiç hatırlamıyorum.
Demek, hafızamda olmadığına göre değilmişim.
Özellikle yaz sabahlarında ilk merhabayı güneşe yapıyorum.
Saat altı buçuk gibi yüzümü evimin karşısındaki minik tepeciğin ufuk çizgisine çeviririm.
Güneş henüz görünmez.
Önce ufuk hafifçe sararır. Ardından kuvvetli bir ışık tüm görkemiyle geliyorum der. Dakikalar içinde güneş, yavaş yavaş sırtın ardından yükselmeye başlar.
Kaçırılmaması gereken ne güzel bir an!
Altın sarısı parlak küreye uzun süre bakmak kolay olmuyor.
Gözün kamaşıyor.
O an hissedilenlerse enerjiyi arttıyor.
Yeni bir günle birlikte sanki yeni bir umut doğuyor..
Bu yüzden güneşin doğuşunu seviyorum.
Güneş batarken insan ister istemez geride kalan günü düşünüyor.
Geri gelmeyecek takvim sayfalarını…
Oysa güneş doğarken öyle mi?
Önümüzde henüz yazılmamış
koca bir gün var:
Yeni başlangıçlar…
İhtimaller var.
Güzel bir haber…
Belki uzun zamandır beklenen bir telefon var.
Ya da…
Kendinin huzurla geçireceği bir gün.
Hikaye daha yeni yazılacak.
Ben her sabah güneş yükselirken içimden:
Önce sağlık dilerim.
Ardından huzur.
Sevdiklerim için iyilik.
Bunlar maalesef kontrol edemediklerimiz, o yüzden “umut” diyorum.
Meselenin omurgasına gelecek olursam:
Umut.
Ben o umudu, her sabah güneş doğarken arıyorum.
Bu yüzden bana göre en güzel an batış değil, doğuş.
Çünkü bize her sabah yeniden başlama fırsatı veriyor.
Güle güle yerine “merhaba” diyerek.
22 Temmuz 2026

meral
Harika yorumlamışsınız ,ben maalesef güneşin doğuşunu göremiyorum ama batışını da mükemmel görüyorum evimden ,bir son değil güneşin batışı ,yarınlarda doğduğu gibi yine batacakk yine batacak ..💞