Gerçekten çok garip günlerden geçiyoruz.
Memleketin ekonomisi, ülkenin hukuku gündemden düşmüyor.
Gençlerin umutsuzluğu emeklinin içler acısı hâli konuşuluyor.
Siyasetin geleceği karamsarlık oluşturuyor.
Birinin derdi de şu:
“Niye CHP Genel Başkanı olarak yazmıyorsunuz?”
İnsan hayret ediyor.
Çünkü bazı insanlar meselenin hala sıfatlarda olduğunu sanıyor.
Oysa insanlar artık sıfatları değil, geride kalan enkazı konuşuyor.
“Kemal Kılıçdaroğlu” denildiğinde insanların aklına ilk gelen şey artık, “CHP Genel Başkanı” unvanı değil.
Kaybedilen seçimler…
Boşa harcanan tarihi fırsatlar…
Milyonlarca insanın umut bağladığı “bu kez olacak” dediği, ama sonunda büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanan süreç geliyor.
Siyasette kaybedilen bir seçim, bazen bir neslin umutlarını da yıkar.
Bence insanların unutamadığı tam da bu:
Yıllarca iktidarı eleştirdiniz.
Yıllarca adaletten bahsettiniz.
Yıllarca bu ülkede hukuk kalmadığını söylediniz.
Bunun için kilometrelerce yürüdünüz. Milyonlarca insan da o yürüyüşün arkasında durdu.
Çünkü mesele yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu değildi.
Mesele adaletti.
Hukuktu.
İlkelerdi.
Ama sonra ne oldu?
Bir tarafta yıllarca “Bu ülkede adalet yok” dediniz.
Diğer tarafta kendi siyasi geleceğinizi ilgilendiren tartışmalı yargı kararları ortaya çıkınca, aynı sistemin kararlarını referans göstermeye başladınız.
İnsanlar da doğal olarak sormaya başladı:
Madem o zaman adalet tartışmalıydı, ya şimdi?
Madem yargı bağımsız değildi, şimdi bağımsız mı oldu?
Madem sistem sorunluydu, işinize geldiğinde mi düzeldi?
İşte bunlar insanların zihnini karıştırıyor.
Ve ne kadar kızılırsa kızsın, bu soruların cevabı verilmeden kimse susmayacak.
Çünkü bu ülkede milyonlarca insan, sadece kaybedilmiş bir seçimi düşünmüyor.
Kendilerine verilen sözlerin de kaybedildiğini düşünüyor.
Üstelik bütün bunların üzerine bir de çıkıp, “Bana neden CHP Genel Başkanı demiyorsunuz?” diye sitem etmek…
İşte asıl trajikomik olan bölüm.
Konuşsun şu adamla birisi.
Gerçekten konuşun.
Anlatın.
İnsanlar bugün sizin kartvizitinizle ilgilenmiyor.
İnsanlar, yıllarca taşıdığınız makamın hakkını verip vermediğinizle ilgileniyor.
Kimse sıfat eksikliğinden dolayı sizi eleştirmiyor.
İnsanlar, umutları yerle yeksan edildiği için eleştiriyor.
Kitleler, kaybedilen yılların hesabını soruyor.
Milyonların umudunu kırdıktan sonra, dönüp de insanların sizden hangi unvanla bahsettiğini dert ederseniz, ortaya saygınlık değil, acı bir ironi çıkar.
Bugün konuşulması gereken şey “CHP Genel Başkanı” sıfatı değildir.
Konuşulması gereken husus, o sıfatın arkasında nasıl bir siyasi miras bırakıldığıdır.
Ünvanlar insanın önüne yazılsa da, muhssebesi hep sonradan yapılır.
Bazılarını muhasebeniz ise peşini hiç bırakmayacak.
20 Haziran 2026

Yorum Yaz