Çaycı İsmet Yandı!

150 150 Fatih Portakal

Çay denince akla ilk gelen demi oluyor. Ardından çaylı sohbetler…

Yazımda hem çayı hem çayla sohbeti hem de çay üzerinden bizlere yaşatılan adaletsizliği anlatacağım.

Karşıma ÇAYKUR haberi çıktı. Seferihisar’da İsmet’in mekanında çayı tam yudumlarken.

Mekan, “İsmet’in Yeri” diye biliniyor. Ben ise oraya “Emekliler Kahvesi” diyorum.

Yaşı ileri olanlar orada. Oyun yok. Sadece çay, kahve, gazoz…
Oralet…
Adaçayı…

Haber, bizim ÇAYKUR’un yaptığı yeni zamla ilgiliydi. 2026 yılının ilk altı ayında üçüncü kez güncelleme yapmış:

Nisan…
Mayıs…
Ve sonuncusu dün:
5 Temmuz.

Toplamı yaklaşık %40.
Vay insafsızlar…

Çayımı yudumlarken İsmet’e seslendim. Geldi. Zammı söyledim. Öğrendi.

Çay İsmet’te 20 lira.
“%40 zam yapacak mısin?” diye sordum.

Güldü.

“Yaparsam dükkânı kapatırım.”

“Neden?”

“Millet beni taşlar.”

Bir yanda zammı istediği oranda yapan devlet iştiraki, bir yanda taşlanmaktan korkan küçük esnaf Çaycı İsmet.

Bu neyin gerçekliği biliyor musunuz?

Sokaktaki enflasyonun…

Kağıt üzerindeki hesapla İsmet’in hesabının aynı olmadığının…

Birinde keyfiyet…
Diğerinde korku…

Çaycı İsmet’in korkusu önemli.
Ama daha önemli bir mesele var:

Devlet, kendine piyasa ekonomisi uyguluyor.

Vatandaşa ise tasarruf ekonomisi…

Emekliye, memura, işçiye zam yapılacağı zaman günler süren hesaplar yapılır.

Yüzde şu kadar…
Yüzde bu kadar…

Hatta ondalığın hesabı yapılır. Sonunda hiçbir zaman dağ fare doğurmaz.
Mutsuzluk rakamı aşağı yukarı bellidir.

Ya devlet?

Kendi üretip sattığı ürüne zam yaparken frene basar mı? Aksine gazı köklüyor.
ÇAYKUR fena kökleyenlerden oldu.

Çaycı İsmet’i, milyonları isyan ettiren işte
bu adaletsizlik duygusu…

Hayat pahalılığı yükünü paylaşmama bencilliği…

Devlet kendi kurumuna sahip çıkarken, faturayı vatandaşa kesmesine ne demeli?

Kurumlar elbette zarar etmesin. Çünkü o zarar ederse müracat edilecek adres biz olacağız.
Hep olduğu gibi…

Zarara uğratan devlet…
Zararı karşılayan millet…

İyi de devlet enflasyonu bahane edip %40 zammı hangi cesaretle yapıyor?

Cevap belli:

“Hesap vermediği için…”

Bir sorum daha olacak:

Çayın maliyetini etkileyen enflasyon, maaşlar söz konusu olunca neden bir anda budanıyor?

Cevap belli:

“Enflasyonu azdırıyor!”

Gerçekten adaletli davranmayı unuttunuz. Partinizin açılımındaki ilk kelimeyi uzun vakittir haketmiyorsunuz.

Devlet şeffaf olmalı…

Devlet hep tahsil eden değil, paylaşan olmalı…

Devlet kendi kadar bireylerini de korumalı.

Zam yaparken piyasa ekonomisini vicdanlı uygulamalı.

Maaş verirken tasarruf ekonomisini insaflı yapmalı.

Meselenin omurgasına gelecek olursam:

Mesele çaya, şekere, tüpe, benzine yapılan yıkıcı zamlar değil.

Bunlara zaten alışıldı.

Vatandaş, “Peki bana ne kaldı?” diye sorgulamaya başladığında tehlikeye hazır olun!

Asıl mesele iç sesin olan vicdanın terazisi…

Sen o terazinin bir kefesine %40 zammı koyup, diğer kefeye yarısını bile koymazsan fiyatı değil, adaleti tarttırmaya başlatırsın.

Yanlış tartılan adalet de gün gelir seni fena tartar.

Allah’ın tokadını yiyiverirsin.

6 Temmuz 2026

  • 2

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak