Defol

150 150 Fatih Portakal

“Defol!” diye bir başlık attım yazıma.

Önce şunu söyleyeyim, bu kelimeyi kimsenin ne yüzüne ne arkasından kullanmışımdır.
Hatirlamıyorum.

Kime söylediğimi, niye söylediğimi, neden bu kelimeyi seçtiğimi merak ediyorsunuz.

Şoke edici.
Hatta kabul ediyorum kaba da!

Ancak bazen bir kelime, tartışmayı başlatmak için yeterli olabilir.

“Defol!” böyle bir kelime,

Yazının başında kurulan bu sertlik, aslında yazının tamamında soracağım sorunun da tonunu belirleyecek.

Sorular eşliğinde sona geldiğinizde bu kelimenin kime ve neye yöneldiğini daha net göreceksiniz.

NATO zirvesi yaklaşıyor. Ve garip bir karar duyuldu.

Türkiye’de bazi medya kuruluşları NATO’nun basın merkezine alınmıyor.

Yasaklı medyanın ortak tarafı ülkede iktidar karşısında yer almaları.

Zirveyi yerinden izleyemeyecekler. Soru soramayacaklar.
Daha da ilginci, neden alınmadıkları açıklanmıyor.

Peki, bu kararı kim verdi?

NATO mu?

Yoksa NATO’ya birileri tavsiyede mi bulundu?

Çünkü NATO’nun varlık gerekçesini anlatırken en çok kullandığı kavramlar belli:

Demokrasi.

Basın özgürlüğü.

Hukukun üstünlüğü.

Barışın korunması.

Peki duyurulan saçma yasakta hangi kriter işletildi?

Yasaklı medya kuruluşları hangi kurala uymadı?

Hangi güvenlik riskini oluşturdu?

Hangi etik ihlali yaptı?

Ve…

Hepsinin muhalif tarafta olması tesadüf mü?

Açıklama yok.

O yüzden baştaki kelimeye dönüyorum.

“Defol” niçin söylendi?

Bir kelime gibi görünse de çok şeyi özetliyor; özgürsüzlüğü, hukuksuzluğu, demokratiksizliği ve derin bölünmüşlüğü…

Eğer bu karar NATO’nun kendi iç prosedürüyle alındıysa, gerekçesi açık olmalıdır.

Ama koca NATO iş gücü bırakıp, medya sorgulaması mı yapar? Hadi yaptı diyelim, hepsinin muhalif taraftan olması nasıl açıklanabilir?

Eğer bir telkin, bir yönlendirme ortaya çıktıysa, bunun da açıklanması gerekir.

Çünkü açıklanmayan her karar, şüpheyi büyütür.

Büyüyen şüphe güveni zayıflatır.

Ortada sadece bir akreditasyon meselesi yok.

Ortada bir demokrasi testi var.

Ve o testin sonucu hâlâ açıklanmış değil.

Hâlâ bilmiyoruz:

Karar nasıl alındı?
NATO soruşturup kendi başına mı karar verdi?
Yoksa…
İstenip, gönderilen verilerle iktidar yönlendirmesiyle mi?

Meselenin omurgasına gelecek olursam:

Utançlı meseleyi düzeltmek için hala zaman var.
Taraflardan biri mutlaka açıklama yapacak.

Demokrasi testinin ilk açıklamasını umarım iktidar yapar.

25 Haziran 2026

  • 1

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak