İzmir Seferihisar’da yaşıyorum.
Badem, dut, erik, iğde, incir, limon, mandalina, şeftali ve bolca zeytin ağaçları ile dolu bir çiftlik içinde.
Yazlık, kışlık sebzeler ekiyoruz. Büyütüp yiyoruz.
Tavuk, horoz ve hindiler var.
İki can kangal yıllardır bizimle…
Farklı türde kuşlar; kumru, karga, alakarga, saksağan, florya, karatavuk, ibibik, bülbül, saka arazinin her yerinde.Hatta şahin bile konar kayanın tepesine. Zaman zaman da piliç olanları kaldırır.
Bazen gelincik görünür. Sansar eksik olmaz. Nadiren de tilki. Kanatlıların bağırış sesleri çığlığa dönüştü mü, hayati tehlikenin olduğunu anlarız. Kümese koşarız.
Baharla birlikte kirpiler kendini gösterir.
Haziran, temmuz, en sıkıntılı aylardır. Çünkü sıcak yılanları coşturur. Çıkardığımız yüksek pat pat ayak seslerini duyduklarında uzaklaşırlar. Rahatsız etmeyiz, rahatsızlık vermezler.
Herkes kendi sınırları içinde mutlu mesut yaşar bizim çiftlikte.
Bunları neden mi anlattım?
Muhtardan WhatsApp mesajı geldi.
Şok… Şok… Şok…
“Mahallemizde ayı görülmüştür. Dikkat edin!”
Ama nasıl dikkat edeceğimiz mesajda yoktu.
Her neyse!
Gizemli ayı vakası ilçede yeni değil. Bir tane mi? Birkaç tane mi ?
Belirsiz.
Ama bir buçuk aydır herkesin dilinde…
Anlatılara göre, Bayındır taraflarından yola çıkmış. Sonra Menderes Ovası’nı geçmiş. Dağları aşıp Gümüldür’e inmiş. Doğanbey üzerinden sahil hattını takip edip Seferihisar’a ulaşmış.
“Milli parktan kaçtı” diyen de duydum. Fakat buralarda milli park ilan edilmiş ya da ilan edilebilecek alan yok. En yakın olanı Kuşadası’nda Dilek Yarımadası. Mesafe çok uzak.
Ayı ile ilişkilendirilen anlatımlar arasında saldırı da var. Bir vatandaşın yaşamını yitirdiği yönünde iddialar dolaşıyor.
Ormanlarda yaşaması gereken bu vahşi hayvan, şimdi bizim mahalledeymiş!
Emniyet, jandarma ve milli park yetkilileri ayıyı görüp, tespit etmişler.
Sanayi sitesi civarındaymış. Sonra su deposunun oraları mesken tutmuş. Bağların, mandalina bahçelerinin arasında dolanıyormuş.
Buralarda ayı var hikayesini ilk duyduğumda, tebessüm ederek baktığım olay komik gelmemeye başladı.
Muhtarın mesajında:
“Ayıyı ürkütmeyin. Kızdırmayın. Korkutmayın.” yazıyordu. En ilginç bilgilendirme ise:
“Hemen 112’yi arayın!”
Düşünün!
Boz ayı karşınızda.
Göz göze gelmişsiniz.
Ses çıkarsa donup kalırsın.
Taş atsan işe yaramaz.
Ağaca tırmansan o da tırmanır.
Koşsan seni yakalar.
Kızdırdın ayrı bir sorun.
O esnada “Nasıl kaçacağım?” diye çözüm yolları arıyorsun.
112 nasıl aranacak? Arasan bile doğada yerini nasıl anlatacaksın?
Ayı hala mahallenin kırsalında bir yerlerde varlığını sürdürüyor.
Bunlar yaşanırken hep o soru aklıma geliyor:
Ayının şehir merkezinde ne işi var?
Aslında soru hatalı.
Sorgulanması gereken, onu ilçenin merkezine kadar getiren sebebin ne olduğu.
Hiçbir vahşi hayvan kilometrelerce yolu yeni yerler görmek hevesiyle yürümez.
İçgüdüsel bir tepki ile hareket eder:
Aç kalmıştır.
Yaşam alanları yanmıstır.
Ya da…
Talan edilmiştir.
İçinde yurdunu terk etme hissiyatı oluşmuş olabilir.
Ne yazık ki tabiatın sınırları daraldıkça, insanla vahşi yaşamın arasındaki mesafe de azalıyor.
Evimin önünde, yahut arazimin içinde bir ayı ile karşılaşmak istemem.
Çok korkarım. Neticede kendi yaşam alanımda görmeye alışık olduğum hayvanlarla karşılaşmıyorum. Bahsettiğim bir ayı.
Kangallarımla çiftlikte volta atarken aklıma geldi:
Ya gerçekten önümde belirirse?
Tel örgüler güven verse de, ne ayı bu bariyerden anlar ne köpeklerim sakin olun komutunu dinler.
Doğanın dili başka. Onların iletişimi farklı.
Özellikle akşamları tetikte olamaya devam ediyoruz. Kulağım köpeklerin verdiği tepkilerde oluyor.
Bu durum ne kadar sürecek bilmiyorum. Ama bu hisle de yaşanmaz.
Sadece biz değil tüm mahalle sakinleri bu duyguyu yaşıyor. Çiftliğin önündeki yol, tabiatla bütünleşmiş doğal yürüyüş parkurudur. İnsanlar kaç gündür ayı çıkar endişesiyle yürüyüşe çıkmıyor.
Sütçülük yapan Süleyman, inekleri telef olmasın diye uykusuz geceler geçiriyor.
İyi de boz ayı nasıl bulunacak?
Yakalanma yöntemi ne olacak?
Ait olduğu yere nasıl güvenli yolla döndürülecek?
Meselenin omurgasına gelecek olursam:
Şu anda ne ayı ne onu yakalamaya çalışan ekipler, ne de mahalleli huzurlu.
İnsanlar tedirgin… Kendini korumaya çalışıyor.
Ekipler uykusuz ve çaresiz. Eminim zarar vermeden yakalamak istiyorlar.
Ayıya gelince…
Aç, susuz ve yorgun.
O da büyük olasılık kaybettiği yaşam alanlarını arıyor.
Bu yüzden ilçede yaşanan, yolunu kaybeden şaşkın bir ayının merkeze inmesinden iberet değil; doğanın parcası olan vahşi bir canlı ile insanın sınırlarının birbirinin içine girmesi.
Özetle iki taraf da ait olduğu yere dönmeye çalışıyor.
Not: Ayı hala yakalanamadı. Şütçü Süleyman’dan sabah mesaj geldi, “ayı buralarda abi” diye. Hikayenin sonunu mutlaka bildireceğim.
18 Temmuz 2026

Ayşegül
Ellerine sağlık çok güzel yatmışsınız
Bizde cok tedirginiz bizde Seferihisar Düzce yiz gece kaç kez uyandım baktım
Malisef hayvanlara yansıyabilecek alan bırakılmadı her yerde bina
Dün azmak doğru giderken bir kaç mandalin aracı olan yerlerin yandığını gördüm içim
Acidi
Diyecek çok şey var ama