Son günlerde CHP etrafında yaşanan tartışmaları izlerken dikkatimi çeken asıl mesele şu:
Bir kişinin ne yaptığı kadar, ona kimlerin destek verdiği.
Bugün ortaya çıkan tablo yalnızca bir siyasi figürün değil, siyasi pozisyonların ve tutarlılık kavramının da yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.
Yaşananları yalnızca bir isim üzerinden okumak eksik kalır düşüncesindeyim.
Hikâyeyi, değişen desteklerde ve farklılaşan pozisyonlarda arayıp sorularla deşmek keyifli bir akıl oyunu olacak.
İlginç olan nokta burada başlıyor.
Değişim yalnızca bir tarafta yaşanmıyor.
Anlatayım…
Bir zamanlar CHP’nin eski genel başkanını destekleyen, seçimlerde arkasında duran, eleştirildiğinde savunan ve “Hak, hukuk, adalet” sloganlarını onunla birlikte haykıran insanlar şu anda itiraz ediyor.
Buna karşılık yıllarca onu yetersiz bulan, seçim kazanamayacağını söyleyen, öngörüsüz olmakla suçlayan, dirayet gösteremediğini yazan ve siyaseti bırakması gerektiğini savunan çevreler ise onu savunuyor.
Eski destekçiler uzaklaşıyor.
Eski eleştirmenler yakınlaşıyor.
Yaşananları ilginç kılan da tam olarak bu.
Siyasette bir kişinin destekçi kaybetmesi kadar, yeni destekçiler kazanması da normaldir.
Burada, dün yanında duranlarla dün karşısında duranların sorgulanmaya açık bir kararla yer değiştirmesi, üzerinde düşünülmesi gereken ilginç bir tablo ortaya çıkarıyor.
Sorgulanması gereken gerçek, yalnızca kimlerin desteklediği değil, destek gerekçelerinin neden bu kadar hızlı değişebildiğidir?
Hatırlayalım…
Yıllarca ülkedeki yargı düzenini eleştirenler vardı.
Mahkemelerin güçlü iktidarın etkisi altında kaldığını söyleyenler çoktu.
“Parti devleti” düzenine atıf yapıp kararların bağımsız olmadığını savunanlar az değildi.
Bugün aynı çevrelerin bir kısmı, CHP’nin başına tartışmalı bir yargı kararıyla getirilen kişinin bulunduğu koltuğu sorgulamak istemiyor.
Buna karşılık geçmişte bu eleştirileri reddeden, yargıya yönelik itirazları siyasi söylem olarak gören bazı iktidar yanlısı isimler ise bu kez ortaya çıkan durumu savunuyor.
Bu yüzden aklıma ister istemez şu soru geliyor:
Değişen fikirler mi?
Yoksa değişen çıkarlar mı?
Üstelik aklıma takılan başka bir konu daha var:
Bugün bu ismi öne çıkaranlar ne kadar samimi? Vicdan terazilerini adamın hakkı yendiği için mi dengeliyorlar?
Ya da…
Yıllarca seçim kazanamayacağını söyleyenler, muhalefeti çıkmaz sokağa sürüklediğini yazanlar, siyaseten tükendiğini iddia edenler, ülkede ana muhalefet sorunu olduğunu dillendirenler ve partisini başarıya taşıyamadığını savunanlar…
Gerçekten fikir mi değiştirdi?
Yoksa hassas bir siyasi
mühendislik hesabı içinde olabilirler mi?
Doğrusu bunun cevabını net veremiyorum.
Ah, keşke karşımdakinin asıl niyetini okuyabilmek gibi olağanüstü bir yeteneğim olsaydı.
Bu yeteneğim olmasa da, siyasetin oyun kurma ve oyun bozma ustalığı olduğunu düşünüyorum.
Bazen birini desteklemek, onun başarılı olmasını istemekten değildir.
Rakip açısından en uygun seçenek olduğunu düşünmekten de kaynaklanabilir.
Bu nedenle iktidar yanlısı kimi çevrelerin, CHP’nin başına tekrar getirilen kişiye yönelik olumlu yaklaşımını sadece bir fikir değişikliği olarak okumakta zorlanıyorum.
Meselenin omurgasına gelecek olursam:
Asıl mesele, bugün CHP’nin başına kimin, nasıl ve ne amaçla getirildiği kadar, bu değişen desteklerin ne anlattığıdır?
Ve doğrusu merak ediyorum…
Bu kez kim haklı çıkacak?
Geçmişte destek verip şimdi karşısında duranlar mı?
Yoksa geçmişte en sert eleştirileri yapıp bugün onu gözde bir siyasetçi hâline getirenler mi?
Gerçekten merak ediyorum.
Ne kadar konuşursak konuşalım…
Hatta sayfalar dolusu yazalım..
Neyin ne olduğunu yazacak olan yine tarih olacak.
28 Haziran 2026

Yorum Yaz