Giriş- Yüceltme
Bir isim yükseliyor. Toplum onu omuzlarına alıyor. Bolca alkış…
Ardından bir iddia…
Soruşturma…
Ve bir haber…
Kahramanlık mertebesine yükseltilmiş isim, bir anda yerin dibine sokuluyor.
AHBAP Derneği ve Haluk Levent hakkında yürütülen süreçden bahsediyorum.
Sosyal medya ölçü değil biliyorum. Fakat etkileşim orada hızlı olduğu için girip okuduğumda toplumun anlık yaklaşımı hakkında fikir sahibi olabiliyorum.
Suçlu ilan edenler…
“Başarının cezalandırılması” diyenler…
Henüz şaşkınlığı üzerinden atlatamayanlar:
Kararsızlar…
Daha yolun başındayız.
Bahis iddiaları var. Yasadışı mı, yasal mı oynanmış? Bilinmiyor!
İnceleniyor.
Dernek parası mı, kendi parası mı harcanmış? Orası da belirsiz.
Araştırılıyor.
Çok kişi gözaltına alındı.
Sorgulanıyor.
Veya…
Her şey biliniyor, ama kurumlardan sızma yok.
Peşpeşe iki sorum olacak.
Bir:
Tablo bu haldeyken konuşmamız gereken asıl konu ne olmalı?
İki:
Herşey tam bir bilinmezlik içindeyken, toplum nasıl oluyor da bu kadar hızlı karar verebiliyor?
Bölüm 1- Beklenti
Diğer toplumlarda da aynı olsa gerek.
Türkiye toplumu da kahraman yaratmayı seviyor.
Takdir görmek, takdir etmek yapılması gereken güzel eylemler… İtirazım yok.
Ama…
Sembolleştirmek…
Bu konu konuşlurken daha birinci dakikada kafama takılan şu oldu:
Toplum neden kahramanlara ihtiyaç duyar?
Değerleri hatırlattığı için olabilir mi?
Yardıma aracılık ettiği için!
İnsanları mutlu etmesi…
Şeffaf olması….
“O bizden, hata yapmaz” bakışı…
Azınlık psikolojisinin görev yüklemesi…
Bunlar taşınması kolay olmayan ağır sorumluluklar… Kahramanlar yükü taşıyamaz hale geldiğindeyse şaşkınlık yaşanıyor.
Bölüm 2– Hüküm
Düne kadar yere göğe sığdırılamayan bu kişi için ithamlar var:
Hesabında bahis oyunları görünüyor! Çok paradan bahsediliyor….
Dosya hazır değil. İddialar henüz yazılmamış. Ortada suçludur, değildir denebilecek durum yok.
Çünkü karar yok!
Topluma bakıyorsun….
Kararı şimdiden verenler çok….
Dün “örnek insan” denirken…
Bugün büyük bir hızla “Vay dolandırıcıymış!” denebiliyor.
Hız düşündürücü…
Kararı adalet verecektir.
Toplum bilmediği konuda karar vermek yerine, hükmü sabırla beklemek mecburiyetindedir.
Bölüm 3 – Sorular
AHBAP ve Haluk Levent üzerinden devam ediyorum.
Usülsüzlük yapıldıysa…
Organize olmuş bir suç yapısına dönüşmüsse…
İçeride ve dışarıda kuvvetli ağlar kurulmuşsa…
Dernek sonradan organize suçun paravanı olduysa…
Ortaya çıkarıldığında rahatsızlık duymam.
Yapan cezasını çeksin!
Ama meşru soruları da kendi adıma sorma hakkım olduğunu düşünüyorum:
Benzer iddialar simdiye kadar neden araştırılmadı?
Dernekler yasasınca 2017’de kurulan AHBAP kimler tarafından denetlendi?
Bir şeyler gözden nasıl kaçtı? Veya görmemezlikten mi gelindi?
Kurucu ismin şahsi hesapları incelenmedi mi?
Denetlendi ise ne oldu da bugün yeni deliller ortaya çıkarıldı?
Amacım somut soruşturmayı asla sulandırmak değil.
Mutlak gerçeğe ulaşabilmek…
Bölüm 4- İhtimaller
Bir sosyal medya takipçsi için olası tehlikelerden biri gerçek ile kanaat arasında kalmak…
Yorumlar okundukça kafa karışıyor. Doğru sisleniyor . Sanılan şey gerçeğe bürünebiliyor.
Peşim hüküm veriliyor.
Ya da…
“İtibar suikasti” deniyor.
“Zaten onlardan değildi, vardır bir oyun” diyen de oluyor.
Şu an hiçbir şey bilmiyorum.
Bekliyorum.
Tüm bu ihtimalleri konuşmak için erken buluyorum. Fakat kesinlikle gözardı da etmiyorum.
Tercihim, bilmeden bir şeyler karalayıp mahçup olmaktansa bekleyip gerçek üzerine konuşmak olacaktır.
Sonuç- Sabır
Önümdeki örnekten dersler çıkardım.
Ne gibi mi?
Sabretmek gibi:
Mesela yüceltirken acele etmemek…
Kahramanlaştırırken izlemek…
Bir iddia ile karalamamak…
Suç var ise tecellisini beklemek…
Meselenin omurgasına gelecek olursam:
Her şey zamanla netleşecek. Şu an algılar değil, gerçekler üzerinden konuşulmasından yanayım.
Doğru kararlar da o zaman ortaya çıkacak.
Tam da bu yüzden alkışlarla akıllar, iddialarla vicdanlar gölgelelenmesin.
13 Temmuz 2026

Yorum Yaz