İmralı’dan Meclis’e Olur mu?

150 150 Fatih Portakal

Gölgesi geniş bir ağacın altına konmuş, üzerinde örtü bulunan o masa, söyleşiyi okumadan önce dikkatimi çekti.

Demek, görsel zihnimi sözsel hafızama göre daha fazla önemsiyorum.

Fotoğrafı baş ve işaret parmağımla büyüttüm.
Masanın üstüne odaklandım:

İki bardak çay vardı.
Üç pet şişe de su.
Suların üzerindeki etiketler belli ki kötü reklam olmasın diye sökülmüştü.

Gazeteci Ruşen Çakır, PKK’nın kurucu isimlerinden Duran Kalkan’la özetlediğim ortamda söyleşi yaptı.
Yer, Kandil Dağı’nda bir mevki,
Zamansa, 15 Temmuz’un bir iki gün sonrası.

Uzun söyleşiyi bitirdiğimde ilk şunlar geçti aklımdan:

Bunlar da savaşmaktan bıkmış.
Yorgunluk hissediliyor. Çatışma yükü ağır gelmeye başlamış. Siyasetin çözüm getireceğine inanmışlık hali var.”

Yanılıyor da olabilirim.

Sonra şöyle düşündüm:

İnsan gerçekleşmeyecek bir hayalin peşinden neden hala gitsin?

Kitleler, en sert konulara önce asla der. Derken aslalar tartıştırılır. Finalde imkansız görülen olasılık gerçekleşir, alıştırılır. Siyaset yapanların gücü en sonunda normalleştirmeyi sağlar.

Bunun en somut örneği yeni çözüm süreci.
Asla ile başlamıştı.
Silahlar yakıldı.
Karşılıklı ateş kesildi.
Şu anda yaşanan normalleştirme evresi.

Artık dağdakilerle ilgili yasal düzenlemelerin içeriği konuşuluyor.

Maddeler ne?
Ayrıntılar tam olarak bilinmiyor.

Devreye her zamanki yöntem girdi. Bazı kalemler aracılığı ile parça parça toplum bilgilendiriliyor.

Şu soru sorulabilir:

Bilgilendirmeyi inceden yapanlar, acaba gazetecilik refleksi ve merakı ile mi içeriğe ulaşıyor?
Yahut güven duyulan kulis gazetecileri olabilir mi?

Bugün itibarıyla alıştırma denilen durum yaşanıyor.
Devamında af taslağı veya adı her ne kondu ise o duyurulacak ve yasalaşacak. Ardından uygulanacak.

Söyleşide üzerine yazmam gerektiğini hissettiğim bölüm ise şu:

72 yaşındaki Duran Kalkan demokratik siyaset yapmak istiyor. Hatta yollar kendilerine kapatılsa bile “Abdullah Öcalan’a açık olsun” diyor.

Ve bu sözlerle tartışmayı başlatıyor.

Bu istek birçok insana bugün itibarıyla uzak gelebilir.

Duyurulduğuna göre sormam gereken bir soru daha:

İleride bu isimler siyasetin içinde olabilir mi?
İmkan tanınır mı?

Gidişat buraya doğru yol alırsa, sırada bunların da hukuki durumları konuşulmaya başlanacaktır.

Cevabını merak ettiğim bir başka soru:

Sicili temizleyen yasal düzenlemeler olur mu?

Çünkü:
Hepsi için yakalama kararı var.
Renk kategorisine göre aranıyorlar.
Görüldükleri yerde alınırlar.

İktidar ve ortağı isterse bu düzenlemeler de yapılır.
Güçleri var.
Zaman alır o kadar.

Sırada asıl sorum var:

Toplum bu durumu kabul eder mi?

Emin değilim!

Ne var ki ülkede kimse, bu isimlerin siyaset yapıp yapmamasını düşünerek güne başlamıyordur.

Aklına, ne Duran Kalkan geliyordur ne Öcalan…

Ama evinin kirası uyandığında aklındadır.

Aynı şekilde ödenecek borçlar da…

Gelecek endişesi….

Ve en sıcak gündem; muhalefetin durumu, güvenilen isimlerin attığı kazıklar…

Geçim derdi bu konunun ve farklı her sorunun önüne geçmiş durumda.
İdeolojik tartışmaların ömrü uzun olmuyor.
Dördüncü gün unutuluyor…

Bir diğer merakım da şu:

Ruşen Çakır Kandil’e tamamen gazetecilik faaliyeti yapmak için mi gitmiştir?

Yoksa…

Yasa taslağı konuşulurken, bir yerlerden gitmesi için yeşil ışık yakılan bir isim midir?

Bu arada ne ima ne iddia ediyorum. Sırf merakımdan yazdım.

Söyleşiye olumsuz da bakmıyorum. Açık toplum olmanın kuralı tabuların olmamasıdır.
Hoşa gitsin ya da gitmesin tartışılmalıdır.
Bu süreçte konuşulmaması hata olur.
Bir de toplumun niyetleri bilme hakkı vardır.

Bana kalırsa PKK’nın önemli ismiyle yapılan hassas dönemdeki bu söyleşinin amacı, toplum belleğine izler bırakmaktı.

Belki de değil.

Meselenin omurgasına gelecek olursam:

Terörist sıfatını taşıyanlar yakın gelecekte siyaset yapabilir mi?

Sert soru artık toplumun hafızasında…
Tartışılmayı bekliyor.

Ancak silik sınırı göz ardı etmemek gerekir. Toplumda AKP – MHP – DEM – İmralı ve Kandil’den başka taraflar da mevcut.

Hassas kesimler…

Onların söyleyecekleri gölgelenecek olursa, kalıcı barış ve huzur asla gelmez.

Sadece yeni ve farklı gerginliklerin temeli atılır.

20 Temmuz 2026

  • 4

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak