“Bu duruşun beni kahrediyor.”
Yaşlı, bastondan destek alarak yürüyebilen bir şehit annesi bu cümleyi, karşısında kalkan duvar ören genç polislere haykırıyordu.
“Bu duruşun beni kahrediyor.’
Bu haykırışı işittikten sonra, bazı şeyleri sesli düşünüp yazmaya karar verdim.
Nedeni şu:
O duvarın arkasında ve önünde yaşananları izlerken içim çok acıdı.
Düşünsene…
Bir tarafta yürütmeyeceksin emrini almış devletin polisi…
Bir tarafta geçmişte devlet için evladını şehit vermiş sayısız annelerden biri veya bedeninden bir uzvunu kaybetmiş gaziler…
Farkında mısın?
Yine büyük bir çelişkiyi izlemek zorunda bırakılıyoruz.
PKK terörü için çok değil üç yıl öncesine kadar, terörle müzakere edilmez, mücadele edilir deniliyordu. Alternatif yollar aranmıyordu.
Bugünse yeni bir çözüm yolu üzerinde gidiliyor.
Bu kez yasalarla barışın geleceğine bel bağlanıyor.
Eksik!
Birincisi nasıl sonuç vermediyse, ikincisinden de umutlanmak aynı yanılgının benzer tekrarı olmaya yakındır.
Çünkü kanun denilen metinler, sadece olması gereken hukuki zemini hazırlar.
Onlarla yalnızca yol haritası çizilebilir.
Cevaplamanı istediğim sorularım olacak:
Yasalarla toplumsal güven sağlanır mı?
Peki, toplum vicdanına sinmeyen şeyler siyasetçinin yazdığı metinlerle kabul ettirilebilir mi?
Sorularım, başkentte yaşanan üzücü görüntülerin kısa bir özeti.
PKK’lılara ceza ertelemesi getiren düzenleme yasalaştı.
Metin, AKP ve MHP tarafından hazırlandı.
Tek muhatap Öcalan alındı.
DEM aracı olup, taraflar arasında gidip geldi.
Ne siyasetin başka unsurları…
Ne de toplumda başka kesimler
muhatap alındı!
Kitlesel güven duygusu sağlandı mı?
Bana göre hayır!
Ankara’da muhatap alınmadıklarını haykıran şehit yakınları ve gazilerin önüne, kalkan duvarı ören polisler kondu. Acaba o an, karşı karşıya gelenlerin aklından neler geçti?
Defalarca izlediğim görüntülere, bu kez basitçe baktım.
Genç polisler kol kola girmiş adım attırmamak için kararlıydı.
Ama içlerinin acımaması mümkün müydü?
Elbette değil.
Bir polisin gözyaşları bunu zaten anlatıyordu.
Karşılarında şehit yakınları ve gaziler vardı.
Anneler ve eşler, sevdiklerinin başına bir şey gelmesin diye her sabah onları evden dualarla uğurluyordur.
Karşılarındaki aileler de yıllar evvel evlatlarını dualarla uğurlamıştı.
Tezatlığa bak:
Evlatlarının artık geri gelmeyeceğini bilenler…
Bugün, evlerden sağ salim dönsün diye uğurlananlar…
Kalkan duvarının iki tarafındalar.
Toplumsal vicdan paydaşlığı olmayınca kalkan duvarı maalesef her zaman oluyor.
Çünkü bir yandan “Terörsüz Türkiye” denecek, bir yandan bedel ödemiş bu insanlar konunun hassasiyeti düşüncesiyle masada olmayacak.
Merhamet duygusu gelişmiş bir toplum, bunu kabul etmekte zorlanır.
Süreç denilen yeni yol, şu an siyasi birkaç aktör üzerinden yürütülüyor. Evet, yasa veya yasalar yolları açsa da, ne yazık ki toplum bu yolda yürümüyor.
Yeni yolun sorunu bana kalırsa tam da bu:
Şeffaflıktan uzak, siyaseten kupon mesajların verildiği, toplumun yeterince konuşturulmadığı, temeli sağlam görünmeyen bir süreç…
Bu siyasi proje, toplumda da karşılık bulmak zorunda.
Yoksa…
Zihinde soru işaretleri bırakması gayet doğal.
Bu nedenle Başkent’te yaşananları sırf protesto olarak görmüyorum.
Toplumsal rahatsızlık olarak yorumluyorum. Hatta siyasete ciddi bir uyarı verildiğini düşünüyorum.
Beni düşündüren bir gerçek de stadyumlarda yaşananlar. Amedspor Erzurumspor maçındaki bağırış çağırışlar, sloganlar, görüntüler hafife alınmamalı.
Üzerine çok şey de söylenebilir…
Şimdilik susuyorum.
Federasyon susmadı.
Çirkin ve kötü tezahürat (!) nedeniyle iki kulüp ceza alabilir.
Bundan sonrası hep bir soru işareti olmayacak mı?
İleride siyasetin kontrol etmekte zorlanacağı toplumsal gerginlikler yaşanabilir. Hâlâ vakit varken aklın yolu bir, yapılması gerekenler ortada…
Meselenin omurgasına gelecek olursam…
“Terörsüz Türkiye” hedefleniyorsa, siyasi hesaplardan uzak Türkiye meselesi olarak görülmeli.
Taraflar yürünen yolda görünür olmalı.
Daha fazla insan dinlenmeli.
Konuşturulmalı.
Terör belası ancak insanlar birbirine samimi olarak güven duyarsa biter.
Aksi durumda kalkan duvarlar hep kurulur.
Değişense yalnızca bu duvarın önündeki insanlar olur.
20 Ağustos 2026

Yorum Yaz