Kime Güvenmek!

150 150 Fatih Portakal

Ülkede son yıllarda yaşanan en büyük kayıp ne olabilir?

Ekonomi doğru cevaplardan biri.
Siyaset durduğun yere göre değişebilir.
Adalet kesinlikle erozyona uğruyor.
Kültür de aşınıyor.

Peki güven hissi! Birine, bir şeye itimat edebilmek.

Aslında bu his, toplum olabilmenin temel kolonlarından biri. Kolon yıkılsa veya çatlasa ortaya çıkan enkaz büyük olur.
Her taraftan hissedilir.

Düşünün!

Güvenmiş…
Ama hayal kırıklığı yaşanmış…
İlk kurulan cümle şu oluyor:

“İhanet ettiler.”

İyi de ihanete uğrayana kadar aklın neredeydi? Neden bu duruma izin verdin?

Cevaplar aslında çok sade:

Çünkü güven duygusunun verdiği duygusallık aklın önündeydi.

An geliyor bir arkadaşa inanılıyor.

Ya da…

Siyasetçiye veya bir devlet kurumuna itimat ediliyor.

Bir vakfı, bir kanaat önderini, bir gazeteciyi yahut bir yardım kuruluşu ve başındaki ismi kendimize yakın hissediyoruz.

Yakınlığın nedeni belli. Akla uygun görünüyor. Samimi bulunuyor. Şeffaflık hissediliyor. Hatta biraz da ideolojik yakınlık kuruluyor.

Fakat gün geliyor sahnelenenlerin çoğunun düzmece olduğu anlaşılıyor.

Fena bir durum, tepki ise bildik:

Sen de mi? O da bize ihanet etti.”

Bir sorum var:

Gerçekten ihanet eden o mu?

Yoksa…

İyice araştırmadan, sorgulamadan sadece ünlü olduğu için, aklın yolu yerine duygularla hareket ederek kendimize mi ihanet ettik?

Diyorum ki…

Beğenmekle güvenmeyi karıştırıyor olabilir miyiz?

Kurulan sanal yakınlıkla geçmişi araştırmayı unutuyor muyuz?

Samimi haller gözümüzü mü boyuyor?

Yardımlaşma eylemi duygularımızı çok mu etkiliyor?

Bunlara hata olarak bakmıyorum. Dürüst bir davranış olarak görüyorum.

Güven duyarak insanları hemen görmek istediğimiz gibi kabulleniyoruz. Oldukları gibi değil maalesef.

Sonunda gerçeklerle yüzleşildiğinde umutlar sarsılıyor, beklentiler yıkılıyor…

Belki de en kötüsünü kendimize kızarak yapıyoruz:

“Aptalmışım, safmışım,” diyerek.

Ya da…

İyi niyetimizle değerlendirme gücünümüzü eleştirerek…

Yapılması gereken ne olmalı?” diye sordum iç sesime.

Sorgulamak.
Aklı ön cephede tutmak.
Belki de hızla sembol haline dönüştürmemek.
Ve…
Ne kadar yakın bulursak bulalım, kişi yahut kurumları eleştirilemez duruma getirmek olmamalı.

Meselenin omurgasına gelecek olursam:

Artık “Kime veya neye güveneceğim?” sorusundan önce, “Kendime ne kadar güvenmeliyim?” sorusu sorulmalı.

İnsan, kendi aklına ve duygularına güveniyorsa kolay kolay ihanete uğramaz. Bence güven hissini evvela kendimizde inşa etmeliyiz.

İlk yapılması gereken, toplumun peşine takılmadan kendimizin verdiği karar olmalıdır.

Eğer kendimize ihanet etmeyi azaltabilirsek, başkasının ihanetini gördüğümüzde kolay etkilenmeyiz. Muhakemem bundan sonra bu olacak. 

16 Temmuz 2026

  • 15
13 Yorum
  • Şahin
    REPLY

    Öfke ve nefret alternatif seçenekleri analiz etme kabiliyetini yok ediyor. Bu öfke ve nefret çok kolay manipule edilir, kandirilir hale getiriyor siz ve size inanan kitlenizi. Siz turkiyede sadece gazeteci degilsiniz yillarca muhalif gazeteci kimliginizle bir taraftar yopladiniz , şimdi ise bu ofkeli taraftara karsi konusma cesaretini kendinizde bulamiyorsunuz. Türkiyede cumhutiyet halk partisine oy veren vatandaş disindada kimseyi tanimiyorsunuz. Yardım gorurebilecek tek dernek olarak elinizde Ahpap kalmisti ve birseyler yapma gayreti sizi ve size inananları bu dolandiriciya yoneltti. Secim sonucunda ofke kusulan vatandasinda kursaginda onlari asagilayan kisilerin yardimlari nasip olmadi.

  • Mustafa
    REPLY

    Bunun adı guven problemi yada beğenin duygusal aldanmisligina kanmak degil. Bu olayın psikolojik değerlendirmesi olarak söylenebilecek tek şey ; otoriteye , iktidara, yani siyasi olarak uzak durmak istediğiniz güce karşi kim olursa olsun desteklemeyi karakterinize yakistirdiginiz durumların sonuçları. İzmirli seçmenin tuvalet terliği olsun o nanoy veririm dediği gibi, Ankara cankayadaki seçmenin gazoz kapağı da olsa ona oy veririm dediği gibi. Sizin tek probleminiz işte buydu. Şimdi bütün bu yaygaranizin sonuclarini yasiyorsunuz

  • Nisa
    REPLY

    6 şubatta 10 şehirde kıyamet koptu kıyamet ! öyle bir günde millet canının derdindeyken bunlar para topladı. Bu normal bir yolsuzluk değil bu para 10 şehrin “KAN PARASI”! 1 lokma ekmeği olan insanlar o lokmayı yemedi deprem bölgesine gönderdi.Ben yetişemiyorum, siz yetişin diye…Devlet yok asker yok biz varız dediniz. Sizde o saflardaydınız Fatih Bey. Böyle edebi cümleler kurunca tertemiz olmuyorsunuz. Dijital hafıza hepinizi kaydetti.
    Yetimlerin, öksüzlerin hakkını kumar masalarında yediler ve o masalarda sadece paralar değil güven, emanet, vicdan, merhamet ne varsa kaybedildi. Sebep olan herkesten hesabı sorulmalı. Devletimiz varolsun.

    • erkan

      utanmadan yorum bile yapamıyorsun janjanli cümleler kuruyorsun konuşsana paraların nereye gittiğini bilmiyorum diyonya afada güvenmiyordun devlete güvenmiyordun bir defa açıklama yap ya özür bile dilemiyorsun yazık günah bu milletin hakkını nerde ödeyeceksin

    • Avatar fotoğrafı
      Fatih Portakal

      Selam
      Eleştiri tamam da, ama iftira atmayalım.
      Karakteri çozümleyemiyorsun maalesef. Onlara da yazıklar olsun. İyi duyguları sömürmüşler.
      Cadırların parayla satıldığı süreçler de görduk.Hiçbir şeyi nutmayalim
      Teşekkurler
      fatih.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak