Koltukta Oturmak Yetiyor mu?

150 150 Fatih Portakal

Diyelim ki istediği oldu.

Mahkeme kararıyla geldi.
Partinin genel merkezindeki makam odasına oturdu.
Yanına çalışma arkadaşlarını aldı.
Kimini görevlendirdi, kimini tasfiye etti.
Disiplin süreçleri başlattı.
İmzalar attı.

Sabah evinden çıktı.
Söğütözü’ndeki genel merkeze geldi.
Akşam oldu, tekrar evine döndü.

Peki sonra?

Siyaset sadece bir binaya girip çıkmak mıdır?

Bir genel başkanın gerçek sınavı makam odasında değil, sokakta, başlar.

Miting meydanına çıkabilecek mi?

Kalabalığın karşısına geçip konuşabilecek mi?

Partisinin oy verdiği, desteklediği, umut bağladığı insanlarla göz göze gelebilecek mi?

Yoksa açıklamalarını sadece yazılı metinlerle mi duyacağız?

Siyaset meydanında bazen en ağır yük, taşınan makam değil; o makamın nasıl elde edildiğine dair oluşan kanaattir.

Yıllarca yargıyı eleştiren bir siyasi hareketin başına, yine tartışmalı bir yargı kararının ardından gelmiş olmak…

İnsanların zihnindeki soru işaretlerini ortadan kaldırmaya yetiyor mu?

Belki genel merkezin kapısından girmek kolaydır.

Ama bir caddede yürürken duyulacak sözlere hazır olmak başka bir şeydir.

Bir kahvehaneye girmek…
Miting alanına çıkmak…
Esnafın elini sıkmak…
Parti üyelerinin arasına karışmak…

Asıl mesele burada başlıyor.

Bir koltuğa oturabilirsiniz.
Fakat o koltuğun ağırlığını taşıyabilmek için insanların gönlüne de oturmanız gerekir.

Bugün CHP’nin önündeki sorun yalnızca bir genel başkan tartışması değil.

Ortada iki farklı yönetim anlayışı, iki farklı siyasi merkez ve iki farklı meşruiyet iddiası bulunuyor.

Bunun bedelini ise en çok parti ödüyor.

Belki de sorulması gereken soru şu:

Bir siyasi lider için en zor şey koltuğa oturmak mıdır?

Yoksa…

O koltukta otururken sokağa çıkabilmek mi?

Makam odasının kapısını açmak kolaydır. Asıl mesele, sokakta yüz yüze geleceğin insanların gözlerinin içine bakabilmektir.

Siyaset, meydanlarda, kahvehanelerde, pazarlarda ve kalabalıkların arasında yapılır.

Bir lideri güçlü kılan şey, mahkeme kararlarından ziyade toplumun ona verdiği haklılıktır.

Bu yüzden sorulacak soru hâlâ ortada duruyor:

Genel merkezin koridorlarında yürümek mümkün.

Peki ya sokağın içinde?

Alkıştan çok itirazla karşılaşırsa ne yapacak?

Kendisine yönelen eleştirileri hangi gerekçeyle cevaplayacak?

Meselenin omurgasına gelecek olursam:

Bazen bir koltuğa oturmak mutlak kazanma göstergesi olmayabilir.
Bazen koltuk, her gün yeniden taşınması gereken ağır bir yük haline dönüşebilir.

Hele ki, kazanıp da değil, atanıp da geldiysen…

25 Mayıs 2026

  • 1

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak