Diyor ki:
“Çocukla ben 2000 lira alacağız”
Dinlerken kahkaha atarak güldüm.
Hala, yüzümden gitmeyen tebessümle cep telefonumdaki klavyenin tuşlarına basıyorum.
Bir de demez mi?
“Kılıçdaroğlu ile hiç alakam yok!”
Orada koptum.
CHP toplantısına para karşılığı figüran taşındığı iddiası, bir anda tüm dikkatleri bu toplantıya çevirdi.
Birgün gazetesinden Ebru Çelik, hem Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’daki toplantısını izledi hem fotoğraf ve videolarla iddiasını destekledi.
Gördüklerim ve duyduklarım, bende iddianın doğru olabileceği hissini uyandırıyor.
Ama… İnanmak, asla doğruluğu kanıtlanmış demek değil.
Neredeyse tamamına yakını atanmış olan bu partiden, yapılacak kesin açıklamayı bekliyorum.
O açıklama geldiğinde, yıllar boyu hatırlanacak bir habere imza attığı için Ebru Çelik’i tebrik edeceğim.
Ya da…
Haberinin çöktüğünü göreceğim.
Figüran taşındığı iddiasını okuyunca, kafamda bir süredir karşılığını tam veremediğim şeyler anlam kazandı.
Figüran kelimesi aklıma çok şeyler getiriyor.
Atanmış isim Kılıçdaroğlu Sarıyer’de üye katılım törenindeydi.
Salon toplantısını, diğer atanmış isimlerden İl Başkanı Gürsel Tekin ve atanmış ekip organize etti.
Sosyal medyada görüntüler karşıma çıktığında:
“Heyecansız kıtalar” dedim.
Konuşmalar oldu.
Rozetler takıldı.
Fakat…
Günün sonunda konuşulan ne yeni isimlerdi ne de takılan rozetler…
Aklımda kalan figürandı.
Kelime anlamını buldum:
Başrol olmayan.
Sahnenin kalabalığını oluşturan.
Konuşması hiç ya da az olan.
Dekoru tamamlayan.
Başkalarının belirlediği rolü oynayan.
Zihnimde:
“Tam da CHP’nin bugününü anlatıyor.” cümlesini kurdum.
İddianın içinde geçen kelime yaşananları bu kadar net özetleyebilir mi?
Sonra…
Tekrar görüntüleri buldum. Figüran kelimesinin bende çağrıştırdıklarıyla sahnedekileri tekrar izledim.
Bir oyun vardı.
Parçası gibiydiler.
Öfke ile bağıran biri.
Ama…
Rolü sadece o kadar.
Sahneye çıkıp inenler…
Roller belli.
Ara ara duyulan slogan
replikleri…
Ve…
Başrolde olmadığı hissini uyandıran biri.
Dedim ya, figüranlar başkalarının belirlediği rolü oynar.
Sahnede ara ara durur.
Oyuna etkisi fazla değildir.
Sahnedeki bu insana gelecek olursam:
Kendisine biçilen siyasi rolü oynuyor görüntüsü veriyor:
Konuşuyor mu?
Konuşuyor.
Görüntüsü var mı?
Var.
Bir iki esnafa gitti mi?
Gitti.
Gittiği yerde alkış alıyor mu?
Alıyor.
Peki, kararları veren öncü biri duygusu uyandırıyor mu?
Bence cevabı aranması gereken asıl mesele bu.
Lider dediğin:
En öndedir.
Görünürlüğü gerçek olandır.
Kendi hikayesini yazar ve oynar.
Oyuna yön verir.
Hep hatırlanır.
Figüransa:
Arkalardadır.
Sahnesi geldiğinde görünür; bir çırpıda kaybolur.
Söylenileni yapar.
Yönlendirilir.
Kimdir? Bilinmez.
Sahnede gördüğüm bu adam, kalabalığın içinde hem var hem yok gibiydi.
Fiziksel olarak oradaydı; ilham veren kesinlikle değildi.
Meselenin omurgasına gelecek olursam:
Bana göre, CHP’de yaşanan
sürecin adeta bir özetini anlatıyor figüran kelimesi.
Şu andan sonra, bir sıfat olarak isimlerin önüne konulsa şaşırmam.
Liderlikten, kayyumluğa…
Kayyumluktan figüranlığa…
Siyaset yapan herkesin şu soruma vereceği cevabı merak ediyorum:
O makama nasıl bir iradeyle
gelindi?
Hak ederek mi?
Paraşütle mi?
Çünkü siyaset sahnesinden bir gün inilecek.
Perde kapandığında ne mi olacak?
İnsanlar onları değerlendirecek.
Lider olanları hatırlayacak.
Rol biçilen figüranlar ise hafızalarda yer bulmayacak.
26 Temmuz 2026

Yorum Yaz