Mayınlı Tarlada Siyasi Mizah!

150 150 Fatih Portakal

Deniz Göktaş’ın 1 Haziran’da İstanbul’da yaptığı stand-up gösterisi çok konuşuluyor.

Nedeni basit…

Konuştuğu konular.

Genç arkadaş, ülkemizde çok çok uzun zamandır girilmek istenmeyen kara bir alana giriş yaptı.

Bu arada kaç zamandır bu tarzını sürdürüyor bilmiyorum.

Yeni farkedenlerdenim!

“Mizahı olmayanın izahı olmaz,” diyerek, siyasetin mizahını yapıyor.

Türkiye’de birçok komedyen ve stand-up yapan ünlü isimler yıllardır bu mayınlı alandan uzak duruyor.

Kimi işin zorluğunu biliyor.

Kimi başına bela açılacağından korkuyor.

Kimisi de istenmediğine kendini ikna etmiş olacak ki
seyircinin bunu istemediğini düşünüyor.

Sahnelerinde günlük hayat hikayeleri oluyor.
Bakkal, manav taksici diyologları….
Digital ortam geyikleri…
Ve aralara çokça sokuşturulan erotik bağlaçlar.

Elbette bunlar da güldürmenin bir parçası.

Ama siyasi mizah bambaşka bir yol.

Gündemi takip…

Kıvrak zeka…

Güldürmek…

Düşündürmek…

Mizahla tezatliğı anlatmak.

Bir de ülkemizin özel koşulları var.

O, boş bıraktırılmış bir sahnede olmayı tercih etti.

Cesaret olarak okunabilir.

Farklılaşma isteği de olabilir.

İkisi birden de olabilir; hem cesaret hem farklılaşarak ismini duyurma.

Hangi tercihle olursa olsun bir ses yeniden duyuldu.

Gösterinin YouTube’da yayınlandıktan sonra kısa sürede yüz binlerce kişi tarafından izlenmesi de tesadüf değil.

Ben de izledim.

Keyif aldım.

Bazı yerler var ki, koptum.

Ama gösterinin bazı bölümleri birilerini kızdıracak.

Kimileri, “bu mizah konusu olmamalıydı” diyecek.

Adı üstünde mizah, siyasi mizah, öznel mizah…

Konuları, ünlüler, meseleler, ülkenin politik süreçleri ve gerçekliği.

Kızmak değil, tahammül gösterilmek zorunda, eğer içinde hakaret yoksa…

İnsanlar siyasetin magazin tarafını özlemiş.

Demek ki talep hâlâ var.
Hele bizim gibi baskıya maruz açık toplumlarda istenmemesi mümkün değil.

Toplumların hafızasının sanıldığından güçlü olduğunu hepimiz biliriz.

Bilinçlerini başkasina emanet edenler düşünmeyi çöpe atip, unutanlardır.

Alışkanlıkları zaman içinde yok ettiğinizi ya da değiştirdiğinizi hissedebilirsiniz.

Kendinizi kandırıyorsunuzdur.

Tamamen silemezsiniz.

Türkiye geçmişte siyasi mizahın çok güçlü örneklerini gördü.

Ferhan Şensoy’un, Metin Akpınar’ın, Zeki Alasya’nın, Levent Kırca’nın sahnelerinde insanlar sadece kahkaha atmıyordu.

Yaşadıkları dönemi de izliyordu.

Deniz Göktaş’ın mizahı bize eski bir geleneği yeniden hatırlatıyor.

Mizahın gerekliliğini…

Mizahın gücünü…

Bu genç arkadaş, hoşa gitse de gitmese de bazı gerçekleri mayınlı tarlada yürürken eğmeden bükmeden söylüyor,

Meselenin omurgasıma gelecek
olursam:

Bazı şeyler bir süreliğine geri planda kalabilir.

Birilerini sindirip, tatlı ve sakin sularda oynamasını sağlayabilirsiniz.

Ama hafızaya kazınmış alışkanlıkları tamamen yok edemezsiniz.

Günün birinde biri çıkar. O kapıyı yeniden aralar.
Görünen o ki siyasi mizah için kapı yeniden aralanmış durumda.

Ve bunu tadında yapan isim de Deniz Göktaş.

Umarım siyasetin hoşgörüsü ve tahammülü vardır.
Uzun soluklu olur.

24 Haziran 2026

  • 1

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak