Sana Ne?

150 150 Fatih Portakal

Türkiye’de en çok tüketilen şeylerden biri fikir değil, yorum.

Daha doğrusu, nsanların başkalarının hayatı hakkında hüküm verme merakı.

Bir şey yaparsın, konuşurlar.

Bitirirsin, konuşurlar.

Yeniden başlatırsın, konuşurlar.

Tekrar noktayı koyarsın, yine konuşurlar.

Ama iş kendi hayatlarına gelince ortada ses yok.

Benim hikâye ise çok basit.

Fox’ta çalıştım.

Yıllar sonra bıraktım. Ara verdim.

Israrcı teklif geldi. Sözcü TV’ye geldim.

Yaklaşık iki buçuk yıl.

Sonra orayı da bıraktım.

Kimse bana “git” demedi.

Ama ben gitmem gerektiğini düşündüm.

Kafam, bedenim ve ruhum için.

Çalıştığım yerlerdeki atmosfer için.

Bazen sistemin kendisi yorar insanı.

Bazen aynı haber döngüsü, aynı gevelemeler, aynı gürültü…

Ve içindeki sen bir noktada şunu diyor:

“Bitiriyorum, buraya kadar”
Bu kadar.

Ne gizem.

Ne arka plan senaryosu.

Sadece bir karar.

Ama dışarıdan bakan çok bilen avanaklar için hikâye hep başka yazılmalıdır. Çünkü rutin can sıkar.
*
“Emekli oldu.”

“Bitti.”

“Gitti geldi.”

“Parası bitti.”

“Yeniden döndü.”

İnsanların hayatı bir dizinin senaryosu gibi sanılıyor.

Oysa gerçek hayat o kadar basit değil.

Evet, teklif gelir.

Kabul edersin.

Evet, bırakırsın.

Yeniden yaparsın.

Çünkü ‘istenilen biriysen’ bir döngüye girebilirsin. Ve bu döngünün ne zaman bitip ne zaman başlayacağını da hissedebilirsin!

Ha! Bu döngünün adı ne biliyor musun?

Seçim ya da tercih.

Ama bazıları seçimi değil, dedikoduyu sever.

Şimdi açık konuşayım.

Sana ne?

Gerçekten sana ne?

Benim ne zaman gittiğim, ne zaman geldiğim, nerede çalıştığım, ne kadar kazandığım, ne kadar kaldığım…

Bunların hesabını neden veriyorum?

Kim için?

Hangi otoriteye?

Hangi meraka?

Ben kimseye, “beni alın” demedim.

Aynı şekilde kimseye, “beni gönderin” de demedim.

Ben gerektiğinde kalkıp giden taraftayım.

Ve mesele de tam olarak bu.

Hayatımın kontrolü başkasının elinde değil.

Ne zaman başlayacağıma ben karar veririm.

Ne zaman biteceğine de ben.

Buna ister beğeni dersin, ister eleştiri.

İster “geri döndü” dersin, ister başka bir şey.

Gerçek değişmez.

Ben buradayım çünkü tercih ettim.

Yarın olmam çünkü gerekirse yine tercih ederim.

Bana göre kimilerinin anlamadığı şey şu:

Hayat, sadece dışarıdan bakılıp, sade bir izleyeci gibi yazılabilecek bir senaryo değil.

Hayat, yaşayanın verdiği karardır. Benim kararlarım, benim hayatımdır.

Ve en nihayetinde geriye tek bir cümle kalıyor:

Sana ne!

9 Haziran 2026

  • 1

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak