CHP’de beklenen kopuş sonunda gerçekleşti. Özgür Özel ve arkadaşları yeni bir parti kurdu:
Yeni Parti.
Umarım isminde anlam bulduğu gibi yenilikçi olur.
Zaman geçtikçe daha iyi değerlendireceğim.
AKP tarafında Yeni Parti değerlendirilmesi mutlaka yapılıyordur:
Ne götürür ne getirir?
Fark yaratır mı?
Koptukları partinin tabanından ne kadar oy alırlar?
Kararsızlar yeni kelimesine takılıp peşinden gider mi?
Ve…
Çok daha fazlasının cevabını aramakla meşguldürler.
İlk değerlendirme Mehmet Uçum’dan geldi.
Saray’ın hukukçusu olarak biliyorum.
En fazla konuşan isimlerden.
Diyor ki:
“CHP sonuçta yine CHP’dir. Sel gider, kum kalır.”
Bildik atasözü ile metafor yapmış.
Verilmek istenen mesaj:
“Kişiler geçici, kalıcı olan partidir. Çakma olan zamanla yok olur.”
Burada mesajın netleştirdiğim bu haliyle kime verildiği de önemli.
İlk başta söyleyeyim:
Mehmet Bey’in açıklamalarından bir mana çıkarmayacağım.
İşim değil.
Ama…
Sorgulamak.
İhtimalleri ortaya koymak.
Satır aralarını okuyabilmek en sevdiğim iş.
Peşinen yazayım yanlış okuma yapabilirim.
Benim anladığım kadarıyla hedef kitle, ana yapı olan CHP tabanı.
Ardından…
Yeni isminden etkilenebilecek başka kitleler…
Oylar bölünür mü?
Kesinlikle bölünecektir.
Oran ne olur?
Bu sorunun cevabını vermek şu an için olası değil.
O, Beştepe’nin penceresinden bakıp, günün sonunda kalıcı olanın atanmışların yönettiği CHP olduğu kanısında.
Özel’in kurduğu Yeni Parti’ye pek şans vermiyor.
Böyle konuşmasını yadırgamam; sonuçta AKP’de siyaset yapıyor.
Ben de bir başka doğa olayını kullanarak, düşünce deneyi yapmak istiyorum:
Kimse bir mana çıkarmasın…
Sel gider, ama yatağını da değiştirebilir.
Özellikle büyük olanlarında…
Coğrafyanın şeklini bozabilir.
Eskiyi yok edip…
Yeni yatak açabilir.
CHP’ye kayyum atanması ciddi bir sarsıntı.
Koltuğa oturan dahil, diğerlerinin çoğunluğu atanarak gelmiş isimler…
İnsanlar, günün moda ifadesiyle onları siyaset sahnesindeki figüranlar olarak görüyor.
Yıkıcı bir durum.
Bir de buna geçmiş hayal kırıklıklarını ekleyin…
Tablo, derin bir dip dalga haline dönüşebilir.
Hatta siyasetin güç haritasını bile etkileyebilir.
Çünkü siyasetin matematiğinde iki kere iki her zaman dört etmez.
Öngörüler vardır.
Sonrası; taktikler ve stratejilerdir.
İktidar bu hukukçunun görüşündeyse:
“Giden gider.
CHP hep kalır.”
Sorum şu:
Kalır da ortada ne kalır?
Uçum’un düşündüğü olasılık şu olabilir:
Atanmışların CHP’si oyları böldüğü kadar bölsün! İktidarda kalmaya devam edelim. Ortadaki enkaz bizi ilgilendirmez.
Yine mana yüklemeden bir metafor daha yapayım:
Buzdağı CHP ise:
Suyun altında görünmeyen kısım nasıl bir şeydir?
Yılların CHP’si kurucu parti mi?
Doğru.
Kitlesi var mı?
Var.
Siyasi hafızası Türkiye’nin belleği mi?
Öyle.
Ama…
Bünyesinde şunlar da var:
Yeniliğe açık mı?
Zaman zaman.
Sıra dışı söylemler geliştirebiliyor mu?
Nadiren.
Cesur mu?
Her zaman değil.
Taban hızını yavaşlatıyor mu?
Zorlaştırıyor.
Suyun altındaki kısım olan Yeni Parti eski alışkanlıkları değiştirebilir.
Yük olanlar siyaset çöplüğüne postalanabilir.
Yeni siyasi kimlik elini rahatlatabilir.
Bir de lideri var.
Eski siyasetçi, yeni lider.
17 aydır her gün meydanlarda.
Genç.
Örgütçü.
Koltukta oturmuyor.
Sarsıntı ve yıkıma dayanıklı.
Şu anda adı, kurulan partinin önünde gidiyor.
Meselenin omurgasına gelecek olursam:
Benzetmeler üzerinden yapılan her değerlendirme kesin hüküm vermez.
Ancak anlatımı gerçekten kolaylaştırıyor.
Akılda kalmasını da sağlıyor.
Selin ne kadar kum bırakacağını…
Ya da…
Yatağını mı değiştireceğini bugünden tahmin etmek çok zor.
Belirleyici olan yapılanlar ve yapılmayanlar olacak.
Seli de, kumu da, yatağı da sandık kurulduğunda millet belirleyecek.
28 Temmuz 2026

Yorum Yaz