Seferihisar’da kasaptaydım. Müjdat düzgün bir esnaftır. Yüzü güler, sattığı güvenilirdir. Bir iki parça bir şey aldım. 2200 lira ödedim. Yine değersiz paramız muhabbet konusu oldu.
Zamcıklar haberlerini de ondan aldım. Normal, Müjdat mesaisine erken başlayanlardan. Erken başlayan ilk öğrenir. Yine otoyol ve köprü zamlanmış %18. Yine ÖTV ve KDV ayarlaması yapılmış. En çok kızdığım, vatandaşın ödediği sağlık katkı payı: %287 artırılmış.
Müjdat sordu:
Bizimkini anlıyorum. Anlamadığım devletin muhasebesi. Bu kadar parayla nasıl hâlâ açık veriyor?
Bir de ben sorayım:
Her kafanız estiğinde zamları dayayıp, topladığınız bunca parayı ne yapıyorsunuz?
İşletme okudum. Muhasebe, aslında çok basit bir iştir! ‘T’yi düşünün! Bir tarafı gelir, bir tarafı gider. Geliri yazarsın, gideri toplarsın. Artı çıkarsa mutlusundur. Eksi çıkarsa kara kara düşünüp, nereden ne bulup buluşturacağını hesap edersin.
Vatandaşın muhasebesi uzun zamandır açık veriyor. Karmaşık bir durum değil. Çünkü maaş ya da kazanç belli. Gelirini düzenli ve tatmin edici şekilde artıramıyor. Ama giderleri düzenli ve moral bozucu şekilde artırılıyor.
Markete, kasaba gidiyor eksi yazıyor. Depoyu eksik dolduruyor. Elektrik, su faturası geliyor, eksiliyor. Köprüden geçse de geçmese de zamlı ödüyor. İlaç alıyor, telefon ödüyor, eksiliyor. Devletin eli vatandaşın cebinden bir türlü çıkmıyor. Bunca harcama kalemi, vergilerle sarıp sarmalanmış durumda:
Doğrudan vergi…
Arka kapı vergileri; ÖTV, KDV, adına harç denilen ama vatandaşı canından bezdiren zorunlu ödemeler, katkı payı güzellemeleri…
Devletin ‘T’sine oluk oluk para giriyor. Bu gelir sektirmeden altı ayda bir yeni zamcıklarla artıyor.
Bu nasıl bir devlet muhasebesidir ki yetmiyor, yetmiyor.
Ortaya çıkan tablo ilginç: Yıl içinde geliri sabit kalan vatandaşın muhasebesinin devamlı açık vermesini net anlıyorum. İyi de yıl içinde geliri devamlı artan devletin muhasebesi neden açık veriyor?
Kafamdaki soru yine net:
Mesele gelir eksikliği mi? Cevap veriyorum: Hayır. Peki, mesele toplanan paraların nasıl harcandığı mı? Buna da cevap bekliyorum.
Yolsuzluk! Bugünlerde en çok duyduğumuz kirli kelimelerden biri.
Soruşturmalar açılıyor.
Operasyonlar yapılıyor. Hukuk elbette işlemeli. Kim, nasıl bizlerden toplanan paralara zarar veriyorsa, cebine atıyorsa, rüşvet alıyor ve veriyorsa. hukuksuzca davranıyorsa hesap sorulsun. Hiçbir siyasi yönlendirme olmaksızın, bağımsız ve tarafsız yargı bizim için sorguya çeksin.
Madem mesele bizden alınan paraları korumak, vergileri çarçur etmemek…
Devlet harcamaları için de aynı hassasiyet gösterilmeli.
Vatandaşın ödediği onca verginin oluşturduğu dev bütçenin neden hâlâ açık verdiği de aynı ciddiyetle sorgulanmalı, değil mi?
Belki de bugün cevap bekleyen en önemli ekonomik mesele budur.
Zamlarla toplanan paralar…
Devam eden bütçe açığı…
İşin muhasebesinde gerçekten tuhaflık var; ya doğru dürüst sorgulanmıyor ya da çok şey bizlerden gizli yürütülüyor.
Meselenin omurgasına gelecek olursam:
Vergi vermek vatandaşın görevidir.
Toplanan verginin dürüstçe hesabını vermek ise devletin ödevidir.
1 Temmuz 2026

Yorum Yaz