Her yerde ‘görüşme notları’ ifadesi kullanıldı. Bunlar, İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile DEM heyetinin selamlaşmayla başlayan tüm konuşmalarının dökümü.
Sızdı.
Ya da…
Sızdırıldı.
Veya…
Hayali cümleler…
Herkesin bir yorumu var.
Bense, hayali bir metin olmadığını düşünüyorum.
Yalanlama da gelmedi.
Sızma varmış veya kontrollü paylaşım olmuş; gerçekten bunları umursamıyorum.
İlgilendiğim mesele şu:
Çerçeve yasanın yürürlüğe girmesinden hemen sonra, neden dolaşıma sokuldu?
Cevap belli.
Uzun tutanak notlarında bundan sonra neler olacağının…
Hatta Apo’nun hangi adımları atacağının ipuçlarını buluyorsunuz.
Zamanın varsa, sıkılmam diyorsan, sindirerek okumakta fayda var.
Yok, yapamam dersen, sana, onun cümleleri ve vermek istediği mesajlarla durumu hap gibi özetliyorum.
Diyor ki:
“Yasa çıktıktan sonra herkes beni duyacak.”
PKK’lılara ceza ertelemesi getiren düzenleme artık yürürlükte. İlk düşünceler de paylaşılmaya başlandı. O yüzden bu tutanakların gerçek olduğunu varsayıyorum.
Bütüne baktığımda Öcalan kendini ne mahpus ne de artık PKK lideri olarak görüyor. Çünkü sıradan bir mahkumun kuracağı bir cümle değil.
Kendine yeni rol biçmiş.
O da şu:
Hukuki ve siyasi zemini oluşturan isim.
Gelecekte, Türkiye siyasetinin baş aktörlerinden biri.
“Her iki tarafı da incelikli formüle ediyorum.” derken, bence yeni konumunu netleştiriyor.
Çok yakın zamanda neler konuşulacağının izleri de mevcut notlarda:
“Yasa, anayasa ve seçim süreci var. Bu çalışma anayasayı, seçimleri, cumhurbaşkanlığını belirleyecek…”
Bir başka cümlesi:
“Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.”
Abdullah Öcalan’ın sözleri, sonbahar ve bahar aylarının yeni anayasa maddelerinin tartışmalarıyla geçeceğini gösteriyor. İmralı, bu konuda birlikte çalışıldığını da iddia ediyor.
Kendimi, siyasetin sert rüzgarlarına şimdiden alıştırıyorum.
Öcalan, sürecin doğal gidişatı içinde serbest kalacağına inanıyor.
Ancak…
Bir cümle çok önemli:
“Devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz.”
AKP demiyor, devlet diyor.
Yeni çözüm sürecini hükümetin de üzerinde bir yere konumlandırıyor.
Bunu, “Erdoğan olmasa da bu iş devam eder,” diye okuyorum.
Acaba öyle mi?
Ama..
Abdullah Öcalan devlet dese de, bugün parti devleti tanımlaması bana göre itirazı zor bir gerçeklik gibi ortada duruyor.
Acaba Erdoğan ve Bahçeli bu sözü duyduklarında ne düşünmüşlerdir?
Merak etmiyor değilim.
Tutanak denilen notlarda üstünlük göstergesi ifadeler de mevcut:
“Devrimciler ayakta ölür.”
“Siyasal çözümleyiciyim.”
“Hareketin başıyım.”
“Muhatap benim.”
İmalar da var:
Yol gösterici gibi.
Senaryo yazan ve uygulatan gibi.
Getirildiği konumdan dolayı, hissettiğim kadarıyla epey bir yüksek irtifadan uçuyor.
İmralı, yeni Türkiye siyesetini cezaevinden kurgulamaya başlamış bile…
Cümlesi de şu:
“Benim şimdi organize edeceğim hareket, Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi.”
Bunu şöyle anladım:
Dar açıdan geniş açıya geçiyor. Artık bir Kürt hareketi ya da Kürt partisi kafasında yok. Zihninde daha geniş kitlelere ulaşmak var. Kurucular kurulundan bahsediyor:
İçinde solcusu, laik aydını, farklı siyasi isimlerin ve eski siyasetçilerin olduğu bir Türkiye hareketi…
Olabilir mi? Bu ülkede her şey olur ve ben şaşırmam.
Bu arada satır aralarından birkaç ay içinde DEM isminin artık siyaset sahnesinde olmayacağını da anlıyorum.
Öcalan’ın belirleyeceği kapsamlı bir siyasi organizasyonla yola devam edilecek gibi görünüyor.
Bunlar ilk notlar…
İlerleyen zamanda yenilerini de paylaşacaklar. Öcalan’ın her sözü siyaseten çok tartışlacak. Anayasa, seçimler, ittifaklar, bloklaşmalar ve yeni senaryolar gündemden düşmeyecek.
Vakit geldiğinde bu durumları da düşünce deneyimle analiz etmeye çalışacağım.
Meselenin omurgasına gelecek olursam…
Olduğu düşünülen tutanaklarda Abdullah Öcalan’ın ifadeleri öyle böyle değil, çok özgüvenli.
Zaten okuduğumda “yüksekten uçuyor” dedim.
Tabii, irtifayı korumak önemli. Yükseklerde süzülürken iniş pisti seçilemeyebilir.
Bir de yükseldikçe hava da zorlaşabilir.
Bana göre uçuş yüksekliğini ve hava şartlarını belirleyen Erdoğan ve Bahçeli. Uzun yıllardır siyaset yapan bu iki ismin, Türkiye siyasetinde yeni bir güç merkezinin oluşmasına nasıl bakacaklarını da göz ardı etmemek gerekir.
Bugün Öcalan’ı güçlendiren adımlar, belli olmaz yarın sınırlandırılabilir. Açık olan kapılar, yarı açık yahut kapalı hale getirilebilir.
Öcalan devlet dese de bir anda gerçekle yüzleşebilir.
Evet, yüksekten uçmak iyidir.
Ama…
Kontrol tamamıyla sendeyse…
Kumanda başkasının elinde olursa çakılma da hızlı olur.
21 Ağustos 2026

Yorum Yaz