Çok Yüzlü Adam…

150 150 Fatih Portakal

Önce başlığı attım. Çok Yüzlü Adam dedim, Kemal Kılıçdaroğlu için.

Doğrusunu söylemem gerekirse zamanımı bu kişiye harcamak istemiyorum.
Ama…
Ben ve birçoğumuzu aptal yerine koymayı sürdürdüğü için, kavrayabileceği türden yazmaya karar verdim.

Birkaç gün önce, partiden bir arkadaşı X’te sözünü paylaşmış:
Ağırlıklardan arınıp, fırtınayı geride bırakıp, iktidar limanına demir atacağız.”
Ayrıca alt açı çekilmiş fotoğraf eklenerek, fetih yapmış bir komutanın edesıyla poz vermiş.
Amiyane tabirle, horoz gibi kabarık duruyor.

Motivasyon cümlesinde takıldığım yer; “… iktidar limanına demir atacağız.” kısmı.
Bu zat, siyaseti hala güzel söz söyleme sanatı olarak görüyor.

Hatırlatmak isterim ki:
Yaptığı iş, aynı zamanda verilen söze sahip çıkmak…
Gerektiğinde hesap vermek…
Sorumluluk almak değil midir?

Düşündüm.
“Cesarete bak!” diye.
Kendimi çok iyi biliyorum, esas kızdığım sözden ziyade bu zatın siyasi geçmişi; mazisindeki umut aşılayan benzer cümlelere o zaman kanmış olmam.

Anımsatayım:
Mayıs 2023 seçimlerine giderken, baharı getirmek için yola çıktığını söylüyordu.
“Birleşe birleşe kazanacağız” diyordu.
Milyonları inandırarak “Artık değişim zamanı.” dedi.
“Yeni bir insan gelsin, düzgün bir insan gelsin.” iddiasındaydı.
Meğer umudu pazarlamayı da çok iyi biliyormuş:
“Umutsuzluğa kapılmayın, hep beraber güzel Türkiye’yi inşa edeceğiz.”
Ne oldu? İnsanlar sandı ki güzel günler yakın!

Ben de güvenenlerdendim. Safmışım! Yeni bir sayfa açılır diyerek büyük beklenti içine girmiştim.
Ama…
Sonunda ne oldu?
Kendi patladı.
O günler zihnime düştüğünde hayal kırıklıklarımı bir daha yaşıyorum.

Şimdi soruyorum:
Hüsran yaşatan bu adam orta yerde görünür olma özgüvenini nasıl buldu?
Toplumun hafızasını yok saymak bu kadar kolay olabilir mi?
Aktörken yapamadı.
Figüran olarak görünürken nasıl olacak? 

(liderlikten figuranlığa)

Bilmesini isterim ki:
Seçimi kaybettiği gün kullanım süresi doldu. Değişimi yapacak olan artık o değil.
Tabii, bu sözlerimi siyaseten ahlaki olgunluğa ulaşmış olanlar anlayabilir.
Gerisi için mana ifade etmez.
Etse zaten “… iktidara demir atacağız.” diyemezdi.
İyi de bu beyefendinin, geçmişte kimlere ve nereye demir attığı unutulmamışken, şimdi usulca demir alıp uzaklaşması gerekmiyor mu?

Herkes siyaset yapabilir. Aday olma özgürlüğüne de sahiptir.
Fakat…
Toplumsal bilinci yok sayarak, tartışmalı bir kararla halkın önünde mahcubiyetsiz yeniden boy göstermek tam da usta işi.
“Demokrasi getireceğim.” diyen adamın, daha kandırmanın hesabını vermeden böylesine rahat tavırlarla ahkam kesmesi can sıkıcı.

Bu gibisinden kesin hesap sormak gerekiyor!
Peki, yapmazsak ne mi olur?
Kendini tekrar kurtarıcı gibi sunar.
Bir defa daha yapacağımla başlayan ucuz cümleler kurar.
Toplum geçmişi unutursa aynı hikayeyi yeniden yazmaktan çekinmez.

O yüzden gene tuzağa düşmemek  için hafızamı canlı tutmaya çalışıyorum. Eğer ben ve benim gibi düşünenler bu zata gerektiği dersi vermezse, kendisine rol bulmayı sürdürecek. Daha rahat tavırlarla caka atacak.

Ne yapılması gerekiyor?
Unutmamak lazım. Siyasi benliği diri tutmak şart. Ki, arkasına bile bakamadan siyaset sahnesinden çekip gitsin.

Meselenin omurgasına gelecek olursam:

Bu zatın, kaç yüzlü olduğunu bilmek için ayna tutmaya hiç gerek yok.
Siyasi geçmişine bakmak yeterli.
Oyuna getirdiği güne kadar “bahar” diyordu.
Bugünse “… demir atacağız.”
Yarın, beklentileri yükseltecek yeni cümleler kuracak.

Gerçekten bunlara hala sabır gösterilecek mi?
Cevabım belli:
Beni bir daha yanıltmasına izin vermeyeceğim.
Bence o ve onun gibilerin demir atacağı tek yer artık halkın umutları değil, siyasetin çöplüğü olmalıdır.

10 Ağustos 2026

  • 6

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak